José Ortega y Gasset'in Kitlelerin Ayaklanması adlı eseri, modern toplumda “kitle insanı” olarak tanımladığı karakter tipinin siyasal ve kültürel ağırlık kazanmasını inceler. Ortega'nın kitlesi yalnızca sayısal çoğunluk değildir; kendisini özel bir çabayla geliştirmeden, hazır bulduğu kurum ve teknik imkânları doğal hakları sayan bir tutumu temsil eder. Sorun, sıradan yaşamın varlığı değil, bu tutumun hiçbir ölçüt veya yetkinlik tanımadan kamusal alana egemen olmasıdır.
Kitap, Avrupa'nın nüfus, teknik ve yaşam koşullarındaki genişlemesini bu yeni özgüvenin tarihsel zemini olarak görür. Bilimsel uzmanlaşma dahi bütünü kavramayan fakat kendi dar alanındaki başarısını genel hüküm verme yetkisine dönüştüren bir insan tipi üretebilir. Ortega, liberal kurumların ve medeniyetin kendiliğinden sürmeyeceğini; onları mümkün kılan disiplin, özeleştiri ve tarih bilinci kaybolduğunda kazanımların kırılganlaşacağını savunur.
Eserin tartışmalı gücü, elit ile kitle arasındaki keskin ayrımından gelir. Ortega'nın demokrasi, uzmanlık ve kültürel otoriteye ilişkin yargıları eleştiriye açıktır; yine de modern insanın miras aldığı düzeni nasıl sahiplendiği sorusunu canlı tutar. Kitlelerin Ayaklanması, çoğunluk yönetimini basitçe tarif etmekten çok, sorumluluk üstlenmeyen özgüvenin kurumlar üzerindeki etkisini çözümleyen bir modernlik eleştirisidir.