
Herkes doğduğu mevsimi severmiş, bu yüzden sevmeler de mevsim mevsimmiş

Lale Sarhan'ın Kış Masalı romanı, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayata sahip görünen Kerem ile gündelik koşuşturmasının içinde yaşayan Hande'nin karşılaşmasını anlatır. Kerem, birçok kişinin ancak hayal edebileceği imkânlara sahiptir; yine de Hande'yi gördüğünde hayatının en büyük iç çatışmasıyla karşılaşır. Bu karşılaşma, alıştığı düzeni ve kendisi hakkındaki kabullerini sınar.
Hande, Kerem Sarper'le yaptığı röportajın ardından gelişen olaylara hazırlıksız yakalanır. Mesleki bir buluşma olarak başlayan temas, ikisinin de sahip olduklarını ve kaybettiklerini yeniden değerlendirmesine yol açar. İlişkinin ilerlemesi yalnızca çekime bağlı değildir; inanmak, güvenmek ve geçmişin bıraktığı kırılmaları onarmak gerekir. Kerem'in ilk savaşı son savaşı olmayacaktır.
Mevsimler duyguların değişen ritmiyle ilişkilendirilir. İnsanların doğdukları mevsimi sevdiği düşüncesi, sevmenin de farklı zamanları ve biçimleri olduğu fikrine dönüşür. Kış, soğukluk ve kapanma kadar yeni bir masalın başlangıcını da simgeler. Kış Masalı, aşkı kaybedilenleri kolayca geri getiren bir mucize olarak sunmaz; iki insanın korkularına rağmen yeniden güven kurma çabasını izler. Kerem ile Hande'nin hikâyesi, sahip olunan hayatla gerçekten istenen hayat arasındaki mesafeyi romantik ve dramatik bir anlatıda birleştirir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Herkes doğduğu mevsimi severmiş, bu yüzden sevmeler de mevsim mevsimmiş
“Herkes doğduğu mevsimi severmiş, bu yüzden sevmeler de mevsim mevsimmiş.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş