
Bundan sonra ağlamayacağım, ağlatacağım...

Ceren Melek'in Kırık İnci romanı, yaşadığı kayıpların ardından hayatı altüst olan sosyetik İnci Altınsoy'un mücadelesini anlatır. Kendini bir anda miras oyunları, ihanetler ve entrikaların ortasında bulur. Başlangıçta en zayıf halka olarak görülen İnci, acıların ve tehditlerin etkisiyle merhametini geride bırakmaya hazırlanır. Ailesinin başına gelenlerin hesabını sormak, onun için hayatta kalma arzusuyla birleşir.
Bu karmaşa içinde yolu yeniden Kılıç'la kesişir. Gösterişli koruması, zor günlerinde onu herkesten ve her şeyden sakınarak en büyük desteği olur. İnci, Kılıç'ın karşılaşabileceği en büyük şans mı yoksa yeni bir tehlike mi olduğunu kestiremez. Aralarındaki yakınlık, güvenin sürekli sınandığı miras kavgası içinde gelişir. Sırlar açığa çıktıkça bildiği aile geçmişi ve çevresindeki kişilerin sadakati değişen anlamlar kazanır.
İnci öğrendiği gerçeklerle yaşamayı ve adalet arzusunu kontrol etmeyi öğrenmek zorundadır. Labirentin sonunda adalet bulunsa da yol hainlik ve kanla çevrilidir. Öldüğünü sandığı hayatından yeniden doğduğunu söylemesi, zayıf halka kimliğini reddedişini gösterir. Anlatı, aile intikamını sırlar, koruma, aşk ve güç kazanma ekseninde ilerleyen karanlık bir dönüşüm hikâyesine dönüştürür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Bundan sonra ağlamayacağım, ağlatacağım...
“Yalan kadar temiz, gerçek kadar kirli bir andı. Ne yalan temizdi ne de gerçek kirliydi. Aslında her şey bir aldatmacadan ilerisi değildi.”
“Belki ölüm beni koynuna çağırdı, belki ölüm bile beni istemedi. Belki yaşam beni tutmak istedi, belki yaşam bile kucaklamak istemedi.”
“Bu kadar acıyı kim kaldırabilirdi ki? Acı bile acırdı halime. Nefesim yoktu, nefeslerim ölmüştü.”
“Yeni bir ağlama krizi bekledim ama bu gece hiç ağlamadım. Bu gece uyuyamadım da. Bu gece sadece acıdım. Kendime acımadım, içimdeki acıyla tanışacaklara acıdım çünkü ben acımasız değildim, ben tamamen acıydım.”
“Bu sadece vahşet değildi, bu içine düştüğüm savaş alanının ilk gösterisiydi. Düşman ne kadar yardımsever görünüyordu, düşman ne kadar da çekici görünüyordu. Ancak benim iyi bildiğim bir şey vardı: Ne olursa olsun günün…”
“Bu öyle bir haldi ki delirmiş olmak için dua ediyordum. Bu öyle bir haldi ki hayatımda ilk defa bu kadar büyük bir boşluğun içinde sürükleniyordum. Bu öyle bir haldi ki gerçekten delirmiş olsaydım kazanacaktım. İnsan…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş