
“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak . Unutma , aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak .”

Sema Soykan’ın Keşke: Bir Köy Enstitüsü Romanı, sırlar ile özlemler, mağlubiyetler ile galibiyetler ve imkânsız görünenle mümkün olan arasında savrulan altı hayatı anlatır. Yaşanmış olaylardan esinlenen roman, titiz bir araştırmayı kişisel hikâyelerle birleştirir. Merkezde Türkiye’nin aydınlanma sürecinde yetişmiş iki öğretmen, Sabia yani Nedret ile Fikret bulunur.
Sabia ve Fikret’in yaşamları vatan sevgisi, ölümsüz aşk ve fedakârlık ekseninde ilerler. Gençlik, eğitim, özgürlük ve pişmanlık farklı zaman ölçülerinde sınanır. Karakterlerin geçmişte yaptığı seçimler bugünü ve geleceği kuşatan “keşke”lere dönüşürken, kişisel kayıplar toplumun daha geniş dönüşümlerinden ayrı kalmaz.
Roman Köy Enstitülerinin açılışından kapanışına, işleyişinden benzersiz eğitim modeline kadar uzanan tarihsel bir çerçeve kurar. Türkiye’nin 1940 ile 1980 arasındaki siyasi süreçleri ve emperyalizmin eğitimle toplum üzerindeki etkileri de bu yaşam hikâyelerine eşlik eder. Bozkırı yeşertme imgesi, hem toprağın hem insanın eğitim yoluyla değişebileceği umudunu taşır. Keşke, kişilerin ve toplumların ertelenmiş kararlarının nasıl derin pişmanlıklara dönüştüğünü altı hayatın kesişiminde inceler. Enstitü deneyimi, bireysel başarı öykülerinin arka planı değil, öğretmenlerin seçimlerini, ilişkilerini ve ülkenin geleceğine dair umutlarını belirleyen canlı bir tarihsel güçtür.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak . Unutma , aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak .”

Hayat; ileriye düşünerek yaşanır, ama geriye doğru anlaşılır.”
“Hayat; ileriye düşünerek yaşanır, ama geriye doğru anlaşılır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş