
“Bizde kahraman olmak için suçlu olmak gerekir.”

Haldun Taner'in Keşanlı Ali Destanı oyunu, Sineklidağ adlı gecekondu mahallesinde kahramanlığın nasıl üretildiğini Ali ile Zilha'nın çevresinde sahneye taşır. Ali, işlemediğini söylediği bir cinayet üzerinden efsaneleştirilirken mahalle, yoksulluk ve güvensizlik içinde kendine koruyucu bir simge yaratır. Zilha ile arasındaki bağ, bu kamusal kahramanlık rolünün özel hayatta açtığı çatlağı derinleştirir. Oyun, bireyin söylentiler ve toplumsal beklentiler tarafından biçimlenmesini ciddiye alırken kahramanlık mitini mizah yoluyla tersyüz eder; Sineklidağ'ın canlı tipleri de ekonomik eşitsizliği soyut bir arka plan olmaktan çıkarır.
Taner'in modern epik tiyatroyu geleneksel gösteri sanatlarının öğeleriyle buluşturan yapısı, olayların sonucuyla birlikte anlatının nasıl kurulduğunu da sahnenin ritmiyle hissettirir. Şarkılar, doğrudan hitaplar ve abartılı tipler, toplumsal eleştiriyi ağır bir bildiriden uzaklaştırırken efsane ile gerçek arasındaki mesafeyi açık tutar. Bu çelişki, mahallenin Ali'ye yüklediği toplumsal işlevi daha da keskinleştirir. Keşanlı Ali Destanı'nın tiyatro tarihindeki önemi, yerel konuşma ve mahalle deneyimini çağdaş bir biçimle birleştirmesinde; duygusal gerilimi ise Ali'nin başkalarının ihtiyaç duyduğu kişiyle kendi olmak istediği kişi arasındaki sıkışmasında belirginleşir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

“Bizde kahraman olmak için suçlu olmak gerekir.”

Bu dünyada namuslu insaniyetli oldun mu alaya alınıyorsun, Zorba katil oldunmu da saygı itibar görüyorsun
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş