
En ağır yük, bizi ezen değil, bizi bomboş bırakan o hafifliktir."

Ferhat Jak İçöz'ün Kendin Olmanin Dayanilmaz Hafifligi Varoluscu psikoterapi ve felsefeyle hayata dair 40 mesele. kitabı, insanın kendisiyle ve dünyayla kurduğu ilişkiyi kırk başlık üzerinden sorgular. Heidegger ile Sartre'ın evsizlik düşüncesinden hareket eden metin, kendiliği sabit ve güvenli bir liman olarak görmez. İnsan sürekli değişen, dönüşen ve kendi içinde çelişkiler taşıyan bir varlıktır. Bu nedenle kendini tanımak, bir kez tamamlanacak görevden ziyade yaşam boyunca yenilenen bir dikkat ve araştırma biçimidir.
Daha canlı ve doyumlu bir yaşam için İçöz'ün önerdiği temel yönelim, kişinin kendisini ve içinde yaşadığı dünyayı yakından tanımasıdır. Soru sormak, merakla bakmak ve hazır cevaplara yerleşmemek bu tanıma sürecinin araçlarıdır. Sokrates'in incelenmeyen hayat hakkındaki düşüncesi de kitabın eleştirel tutumunu besler. Akışı yakalamak, dışarıdan verilen bir formüle uymaktan çok, yaşama daha uyanık biçimde katılmayı gerektirir.
Yazar kesin çözümler, değişmez reçeteler veya mutluluk garantisi sunmadığını özellikle vurgular. Kendin olmanın hafifliği özgürleştirici olduğu kadar korkutucudur; çünkü seçimlerin sorumluluğunu da kişiye geri verir. Kitap, varoluşçu felsefe ile psikoterapinin sorularını gündelik hayatın meselelerine taşıyarak okuru vaatlere değil, dikkatli bir kendini tanıma ve dünyayla bilinçli ilişki kurma çabasına yöneltir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

En ağır yük, bizi ezen değil, bizi bomboş bırakan o hafifliktir."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş