
Oysa benim olana ulaşsaydım tamamlanacaktım

Diana, çevresindeki insanların beğenisini ve takdirini kazanmayı kendi isteklerinden daha önemli görmeye başladığında düşlerinden adım adım uzaklaşır. Serdar Özkan'ın Kayıp Gül romanı, "Başkaları benim hakkımda ne düşünür?" sorusunun genç bir insanın hayatını nasıl daraltabildiğini Diana'nın hikâyesi üzerinden ele alır. Kabul görmek için kendi sesinden vazgeçmesi onu beklediği mutluluğa ulaştırmaz; tersine, kurduğu yaşamın kendisine ait olmadığını fark ettiği bir çöküşe sürükler. Romanın temel mücadelesi, Diana'nın kaybettiği benliğini yeniden bulma ve seçimlerinin sorumluluğunu alma çabasıdır.
Bu arayış sırasında Saint-Exupéry'nin Küçük Prens'i, onun gülü ve İstanbul'un gülleri Diana'ya eşlik eden simgelere dönüşür. Gül, sevilme arzusunun yanında özen, bağlılık ve kişinin kendi değerini koruması düşüncesini taşır. İstanbul ise içsel yolculuğun somut mekânıyla hayaller arasında bağ kurar. Özkan, kişisel dönüşüm anlatısını masalsı çağrışımlar ve edebî göndermelerle besler. Kayıp Gül, dışarıdan gelen onay ile insanın kendi düşlerine sadık kalması arasındaki gerilimi merkezine alan bir arayış romanıdır. Diana'nın savaşı başkalarını yenmekten çok, korkularının belirlediği hayatı bırakıp yeniden kendisi olabilme cesaretini kazanmaya yönelir.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

Oysa benim olana ulaşsaydım tamamlanacaktım

Gülleri severim, Biz gülleriz, narin güleriz. sonra pqueen gelir kahkaha atar. :))

Biliyor musun," dedi şişeye, "sen bana çekmişsin. Tükendiğin halde, utanmadan ayakta durabiliyorsun hâlâ

“Zaman ileriye doğru akıp gittiği sürece, büyülendiğimiz gelecek, el değmemiş geçmişten başka bir şey değildir.” Serdar Özkan
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş