
"Bağnaz kafaların sürekli baskısı, sonunda daha cömert olanların tüm kararlılığını yer bitirir."

Kâtip Bartleby, Wall Street'te çalışan ve hayatın mümkün olduğunca kolay sürmesi gerektiğine inanan bir avukatın düzenine beklenmedik bir soru bırakır. Avukatın işe aldığı Bartleby, kendisinden beklenenlere açık bir çatışmayla değil, yalın bir tercih cümlesiyle karşılık verir: yapmamayı tercih eder. Bu sakin ret, bürodaki iş akışından çok daha fazlasını sarsar; anlatıcının insanları, sorumluluğu ve kendi rahatlığını değerlendirme biçimini görünür hâle getirir.
Herman Melville'in kısa anlatısında direniş gürültülü değildir. Bartleby'nin tavrı açıklanması kolay bir programa dönüşmez; tam tersine, her yeni durumda anlamı biraz daha ağırlaşan olumsuz bir simge olarak kalır. İtaat ile özgür irade, merhamet ile uzak durma, toplumsal işlev ile insanın kendisi olarak kalma isteği aynı dar mekânda karşı karşıya gelir.
İlk kez 1853'te tefrika edilen ve 1856'da Piazza Tales içinde yayımlanan eser, kısa hacmine rağmen geniş bir düşünce alanı açar. Melville, Moby Dick'in denizlerinden farklı bir çevrede, büro hayatının tekdüzeliğini yoğun bir ahlaki gerilime dönüştürür. Kâtip Bartleby'yi etkileyici kılan, reddedişin nedenini kesinleştirmekten kaçınması ve okuru bu sessiz tavrın karşısında kendi konumunu belirlemeye zorlamasıdır.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

"Bağnaz kafaların sürekli baskısı, sonunda daha cömert olanların tüm kararlılığını yer bitirir."

"Ah, mutluluk ışığı sever, biz de dünyayı şen sanırız; ama sefalet kendini vakurca saklar, biz de sefalet yok sanırız."

"Vücuduna merhem olabilirdim, ama ona acı veren vücudu değil, kederli ruhuydu ve ruhuna ulaşamazdım."

Yapmamayı tercih ederim...

"Yapmamayı tercih ederim." Bu üç kelime, Wall Street'in yüksek, kör binaları arasında sıkışıp kalmış o loş hukuk bürosunun havasını aniden değiştirir. O ana kadar her şey, kanun metinlerinin sıkıcı ve tekdüze kopyalanışından ibaretken, bu nazik ama sarsılmaz ret, odanın içindeki toz zerrelerinin bile bir an duraksamasına neden olur. Bartleby, penceresinden sadece cansız bir tuğla duvarı gören küçük köşesinde, adeta modern dünyanın tüm beklentilerine karşı sessiz bir anıta dönüşür. "Yapmamayı tercih ederim" sözü, ne bir öfke ne de bir isyan barındırır; daha çok, varoluşun kendisinden yavaşça geri çekilen, solgun bir hayaletin fısıltısı gibidir. Bu fısıltı, büronun ahşap zeminlerinde yankılanır, diğer kâtiplerin tıkırdayan kalem seslerini bastırır ve geriye sadece, anlam verilemeyen, derin bir pasifliğin yarattığı rahatsız edici bir sessizlik bırakır.

"Yapmamayı tercih ederim!"
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş