İlker Karakaş'ın Kasaba Avukatı kitabı, anlatıcının bir sahil çayhanesinde Devrim Yurdadon'la rastlantı sonucu tanışmasıyla başlar. Kemoterapiye yeni başlayan Devrim Bey'in kan değerleri düşmüş ve bayılmak üzereyken anlatıcı onu tutmuştur. Yalnız yaşayan hastayı evine götürür, ilaçlarını verir ve zamanla yaşam öyküsünü dinlemeye başlar. “Devrim” adı ile avukatlık mesleği gerçeği yansıtmaz; anlatıcı, kişinin kimliğini korumak için bunları kendisinin seçtiğini açıklar.
Devrim Bey, gerçek bilgilerinin yazılmaması koşuluyla hayatını anlatmayı kabul eder. Kitabın hazırlanması boyunca ikili hemen her ay buluşur; biri konuşur, diğeri not tutar. Hastalık ve yaş hafızayı bulanıklaştırdığında öykünün diğer kişisi Döl İbrahim devreye girer. Böylece bireysel anılar, arkadaşların tanıklığı ve anlatıcının kayıtlarıyla tamamlanan ortak bir geçmişe dönüşür.
Devrim Bey'in ölümü anlatma sürecini sonlandırsa da bıraktığı notlarda sevgisi, okuma tutkusu ve paylaşımcılığı yaşamaya devam eder. Döl İbrahim ile Hakan'ın yollarına ilişkin son görüntüler, kaybın çevresindeki insanlarda bıraktığı izi gösterir. Metin, biyografik tanıklık ile kimliği koruyan kurmaca adlar arasında kurulmuş bir hatıra anlatısıdır.