
Başkalarının ağzıyla konuşup benim hakkımda hüküm verenlerin, kendi zihnine hükmedemeyen kölelerden farkı yoktur

John Green'in Kaplumbağa Kabuğunda Dünya romanında on altı yaşındaki Aza, kaçak milyarder Russell Pickett'ın peşine düşmeyi istemez. Kendi zihnini ele geçiren korkular ve giderek daralan düşünce sarmalıyla baş etmeye çalışmak zaten bütün gücünü almaktadır. Ancak Pickett'ı bulana yüz bin dolar ödül verileceği açıklanınca en yakın arkadaşı Daisy bu fırsatı kaçırmamaya karar verir.
İki arkadaş, evleri yakın fakat yaşamları çok farklı olan Pickett ailesine ulaşır. Aza burada milyarderin oğlu Davis'le yeniden temas kurar. Kayıp adamı bulma girişimi, ödül arayışından çıkıp arkadaşlık, güven ve yakınlık sınavına dönüşür. Aza iyi bir evlat, arkadaş, öğrenci ve dedektif olmaya çalışırken zihnindeki korkular onu kendi içine çekmeye devam eder. Bu arayış, Aza'nın hem başkalarına yaklaşma isteğini hem de zihninin dayattığı sınırları açığa çıkarır.
Green'in anlatısı, gizemli kayboluşu Aza'nın iç dünyasıyla yan yana yürütür. Davis'le kurduğu bağ ve Daisy'yle dostluğu, sevginin her sorunu çözmediğini fakat insanın yalnız kalmamasına yardım edebildiğini gösterir. Aza'nın mücadelesi kusursuz bir sona ulaşmaktan çok kendi benliğiyle yaşamayı öğrenmeye yönelir; direnç, yakınlık ve kabullenme hikâyenin duygusal merkezini oluşturur.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Başkalarının ağzıyla konuşup benim hakkımda hüküm verenlerin, kendi zihnine hükmedemeyen kölelerden farkı yoktur
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş