
W. Somerset Maugham, İnsanın Esareti romanında Philip Carey'nin çocukluktan yetişkinliğe uzanan kimlik arayışını özgürlük ile bağımlılık arasındaki gerilim üzerinden anlatır. Anne ve babasını kaybeden, doğuştan çarpık ayağı nedeniyle okulda dışlanan Philip, dindar amcası ve yengesinin yanında büyür. İnançla arasındaki bağ zayıflayınca Heidelberg'de düşünsel bir çevreye girer, Paris'te ressam olmayı dener ve sonunda Londra'da tıp eğitimine yönelir. Her yeni yol, kendisini tanıma arzusunu beslerken kesin bir hayat formülünün bulunmadığını da gösterir.
Philip'in Mildred'la kurduğu yıpratıcı ilişki, romanın bağımlılık temasını en sert biçimde görünür kılar. Onun ilgisizliğine rağmen tekrar tekrar aynı çekime dönmesi, aklın duygusal saplantı karşısındaki sınırlarını açığa çıkarır. Maugham, kahramanının başarısızlıklarını ahlaki bir ders şemasına dönüştürmez; sanat, din, aşk ve meslek seçimlerini deneme yanılma içinde ele alır. Bedenine ilişkin utanç ile toplumsal kabul arzusu, özgürlüğün dış engeller kadar insanın kendi bağlarından da etkilendiğini düşündürür.
Maugham'ın gelişim romanındaki güç, bireysel iradenin sınırlarını ayrıntılı bir yaşam çizgisi içinde incelemesinden gelir. Philip'in yolculuğu, özgürlüğü bütün bağlardan kurtulmak değil, hangi bağlarla yaşayacağını anlayabilmek olarak yeniden tanımlar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“O kadar mutsuzdu ki bu rüyadan başka bir şey olamazdı.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş