
Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor.

Şükrü Erbaş'ın İnsanın Acısını İnsan Alır: Bütün Yazıları 1 kitabı, deneme ile şiirsel düzyazı arasındaki metinleri bir araya getiren bir düşünce ve duygu toplamıdır. Aşk, ayrılık, yalnızlık, zaman, aile ve toplumsal hayat gibi başlıklar, soyut kavramlar halinde bırakılmaz; gündelik karşılaşmaların ve insan ilişkilerinin içinden konuşulur. İlk çekirdeği 1990'larda yayımlanan eser, daha sonraki külliyat düzeninde yazarın düzyazı hattının başlangıç cildi olarak sunulur. Bu çerçeve, şiir kitaplarından farklı bir tür alanı kurarken Erbaş'ın insan ve toplum üzerine düşünme biçimini korur. Edebiyat ve günlük yaşam üzerine parçalar, yazı ile toplumsal sorumluluk arasında kurulan ilişkiyi de genişletir.
Erbaş'ın şiirden gelen yoğun dili, kısa gözlemleri kişisel hatıra ile toplumsal duyarlılık arasında dolaştırır. Metinler acıyı bireysel kapanmanın ötesinde, başka bir insanın sözü ve varlığıyla taşınabilen ortak bir deneyim olarak ele alır. Yazarın yalın görünen cümleleri, kayıp duygusunu sevgi, emek ve hatırlama sorumluluğuyla karşılaştırır. Bazı parçalar öyküye yaklaşırken bazıları edebiyat, sevgi ve vicdan üzerine doğrudan düşünür; bu çeşitlilik kitabın bütünlüğünü tek bir konu yerine tutarlı bir ses üzerinden kurar. Metinlerin ardından, başkasının acısına yaklaşmanın gerektirdiği dikkat ve sorumluluk duygusu sessizce sürer.
Bookspace topluluğundan 11 gönderi

Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor.

Ah yetişkinliğin her şeyi küçümseyen bilgiçliği... Şaşırma yetisini yitirenin yaşama sevinci olur mu?
"Kimse yaşamadan bilemezdi elbet, nereye, neden giderse gitsin, tüm yolculukların insanı çocukluğuna götürdüğünü. Geçmişini bir mühür gibi gözlerinde ve adımlarında taşıdığını insanın."

Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. Kimse bir başkası için kederlenmiyor. Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden. Küçücük çocuklar bile yalnızlığın bilimini yapıyor.

Sevmeyi özledim biliyor musunuz?

seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben…

''Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir ben'e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. ''

Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.

Bize gerekli olan: yalansız bir iyilik, incitmeyen güzellik, güler yüzlü doğruluk. #Şükrü Erbaş

Yalnızlığımız dünyayı dolduracak kadar büyüktür..!

"Bir ülkenin acılarına tutunarak özür dileyeceğim. "
“Seni hiç bir dünya telaşına değişmedim ben. Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını. Yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık, yüzün her…”
“Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsamıyordu. Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara,ne aşk,ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi.”
“Okumak, kendimize giden, aklımızın ucundan geçmemiş yollar bulmaktır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş