
Başı ağrıyan bir erkek ; Esmer, kivircik sacli , gülünce gozlerinin ici gülen atadan varsıl , evin tek cocugu bir hanfendi ile ocak başında Diyarbakır cigeri yerse Allah'ın izni ile baş agrisi geçer ...

Adil Yakubov'un İbni Sina romanı, yaklaşık bin yıl önce bilimin ve aklın üstünlüğü için mücadele eden iki büyük düşünürü aynı tarihsel anlatıda buluşturur. Doktorların doktoru olarak anılan İbni Sina ile astronomi alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan Birunî, yaşadıkları dönemin yöneticileri ve baskıları karşısında bilgi üretme çabalarını sürdürür.
Roman İbni Sina'yı yalnızca hastalıklara çare arayan bir hekim olarak sunmaz. İnsan zihnini anlamaya yönelik çalışmaları, anlatıda psikiyatrinin erken bir keşfi olarak ele alınır. Buna karşılık bilgisi pek çok derde ulaşsa da kendi aşk acısını dindirememesi, tarihî kişiliğin özel hayatındaki kırılganlığı ortaya çıkarır. Bilimsel başarı ile kişisel çaresizlik aynı karakterde yan yana gelir.
Birunî'nin dünyanın yuvarlaklığına ilişkin düşünceleri de dönemin sınırlarını aşan başka bir akıl yürütme örneği oluşturur. İki bilginin merakı, iktidarın çizdiği sınırlarla çatışırken roman bilim tarihini insani bir mücadele biçiminde canlandırır. Bu tarihî anlatı, akıl, gözlem ve özgür düşüncenin bedelini; büyük keşifler yapan insanların duygusal ve siyasal baskılar karşısındaki direnci üzerinden işler.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Başı ağrıyan bir erkek ; Esmer, kivircik sacli , gülünce gozlerinin ici gülen atadan varsıl , evin tek cocugu bir hanfendi ile ocak başında Diyarbakır cigeri yerse Allah'ın izni ile baş agrisi geçer ...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş