
İnsanların tanrılara ihtiyaç duymadığı bir çağ bence bu muazzam...

Geleceğin olasılıklarını tarihsel bir mercekle tartışan Yuval Noah Harari’nin Homo Deus Yarının Kısa Bir Tarihi adlı eseri, insanlığın kıtlık, salgın ve savaşla mücadelesinden sonra hangi hedeflere yönelebileceğini sorgular. Harari ölümsüzlük, mutluluk ve insan yeteneklerini biyoteknolojiyle genişletme arzusunu; yapay zekâ, genetik mühendisliği ve veri ağlarının yükselişiyle birlikte ele alır. Homo sapiens’in ortak mitler kurma gücüyle dünyada üstünlük kazandığını öne sürerken, doğal seçilimin yerini akıllı tasarımın alabileceği bir gelecekte insanmerkezci değerlerin nasıl dönüşeceğini araştırır. Kitap kesin bir kehanet sunmaz; bugünün teknolojik ve siyasal tercihlerinin açabileceği yolları tartışmaya açar.
Eserin temel gerilimi, insanın tanrısal sayılan güçlere yaklaşmasıyla kendi anlamını ve karar yetkisini kaybetme ihtimali arasındadır. Algoritmaların bireyleri kendilerinden iyi tanıması, çalışma hayatının dönüşmesi ve eşitsizliğin biyolojik bir ayrışmaya dönüşmesi gibi ihtimaller bu gerilimi somutlaştırır. Bilim, tarih ve felsefeyi aynı tartışmada buluşturan Harari, ilerleme anlatısını başarı listesi olmaktan çıkarıp etik bir yön sorusuna dönüştürür. Türkçe çeviri, eserin gelecek tasarımını okura aktarırken asıl ağırlığı teknolojinin neler yapabileceğinden çok, bu gücün hangi amaçlarla kullanılacağına verir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

İnsanların tanrılara ihtiyaç duymadığı bir çağ bence bu muazzam...

Emperyalizmin altın çağında Avrupalı işgalciler ve tüccarlar renkli boncuklar karşılığında bir adanın ya da bir ülkenin tamamını satın alabiliyordu. 21. yüzyılda kişisel bilgilerimiz belki de hala sahip olduğumuz en kıymetli kaynağımız ve biz de elektronik posta hizmeti ve komik kedi videoları karşılığında bu kaynağı teknoloji devlerine veriyoruz.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş