
“Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman”

Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter Rıhtımı'nda dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a çiçeğini seyretmeliyiz onun, birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli incecikten bir yağmurla karışarak.
Bookspace topluluğundan 13 gönderi

“Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman”

“Ben yanmasam,sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…”

“Sen de ben imkansızlığı seviyorum fakat asla ümitsizliği değil”

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, Yani, beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, Hava yağmurlu mu diye bakacağız pencereden, Yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini.

Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: - Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana... Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini... Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kâbil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak... Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR...

"Henüz vakit varken, gülüm Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter rıhtımında dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a çiçeğini seyretmeliyiz onun.."

henuz vakit varken, gulum paris yanip yikilmadan, henuz vakit varken, gulum yuregim dalindayken henuz ben bir gece, su mayis gecelerinden biri volter rihtiminda dayayip seni duvara, opmeliyim agzindan sonra donup yuzumuzu notrdam'a, cicegini seyretmeliyiz onun birden bana sarilmalisin, gulum korkudan, hayretten, sevincten ve de sessiz sessiz aglamalisin, yildizlar da cisemeli incecikten bir yagmurla karisarak

Sende ben ,kutba giden bir geminin sergüzeştini Sende ben,kumarbaz macerasını keşiflerin Sende uzaklığı Sende ben imkansızlığı seviyorum. Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine .... Sende ben,imkansızlığı seviyorum Fakat asla ümitsizliği değil

Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz...

Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz söğütlerin altından, gülüm, ıslak salkım söğütlerin. Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana, en güzel, en yalansız…
Yaşamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, Yani, yaşamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, Yani, işin gücün yaşamak olacak.

Ben, alaca karanlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim...

Paris yanıp yıkılmadan, Henüz vakit varken , Gülüm...
“En Güzel En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür...”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş