
Hırs insanı şan ve şöhretten daha çok sarhoş eder; arzu her şeyi yeşertirken sahip oluş soldurur hayatı yaşamaktansa düşlemek yeğdir; kaldı ki yaşamak da bir bakıma hayatı düşlemektir

Marcel Proust'un yirmili yaşlarında kaleme aldığı kısa anlatılar ve şiirler Hazlar ve Günler'de bir araya gelir. Genç yazarın salon hayatına, hafızaya, zevke ve toplumsal davranışlara duyduğu dikkat, daha sonra Kayıp Zamanın İzinde'de genişleyecek gözlem biçiminin erken işaretlerini taşır. Parçalı yapı, tek bir olay örgüsü yerine farklı sesler ve sahneler arasında dolaşarak bir dönemin incelikli olduğu kadar katı alışkanlıklarını yakalar.
Honoré'nin bir sofrada Heredia'nın eserleri hakkında alışılmış yargının dışına çıkması, küçük bir düşünce ayrılığının toplumsal huzuru nasıl bozabildiğini gösterir. Mme Fremer'in güvenli ve süslü övgüsü, konukların sarsılan rahatlığını hemen geri getirir. Anarşistler üzerine açılan tartışmada zenginlik ile yoksulluğun değişmez olduğu düşüncesinin kolayca kabul görmesi ise salon nezaketinin ardındaki sınıfsal körlüğü açığa çıkarır. Proust, kişilerinin sözlerinden çok bu sözlerin yüzlerde ve ortamda yarattığı değişimi izler.
Şiir ile kısa düzyazının yan yana gelişi, kitabın duygu ve gözlem alanını genişletir. Okur burada olgun Proust'un büyük anlatısını değil, onun hafıza, arzu ve toplumsal rol konularına nasıl yaklaşmaya başladığını görür. Erken dönem metinlerinin değeri, zarif yüzeylerin altında işleyen yargı ve huzursuzluğu şimdiden duyurmasında yatar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Hırs insanı şan ve şöhretten daha çok sarhoş eder; arzu her şeyi yeşertirken sahip oluş soldurur hayatı yaşamaktansa düşlemek yeğdir; kaldı ki yaşamak da bir bakıma hayatı düşlemektir
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş