
“balık olsam da unutmam seni“

Süleyman Kurt, Hatırlasana Unuttun mu Beni’de gece yarısı bilinmeyen bir sokakta başlayan bir karşılaşmayı anlatır. Duvar dibinde saatlerdir umutsuzca oturan genç, kendisine seslenen birini duyar. Başını kaldırmaması gerektiğini söyleyen iç sesiyle dışarıdan gelen çağrı arasında kalır; çünkü bakarsa yeni bir hikâyenin başlayacağını bilir. Bu küçük karar, geçmişten kaçmak ile onunla yüzleşmek arasındaki daha büyük seçimin ilk işaretidir.
Hikâyenin merkezinde kocaman şehirde kaybolmuş iki genç vardır. Biri unutmaya çalıştıkça varlığını korur, diğeri ise ancak hatırlayabildiği ölçüde mutlu olabilir. Unutmak yaraları kapatmanın kolay ve güvenli yolu gibi görünürken hatırlamak, acılarla hesaplaşmayı gerektirir. İki karakter aynı olaylara aynı yönden yaklaşmaz; aralarındaki bağ, hafızaya karşı aldıkları farklı tutumlarla sınanır. Şehrin sokaklarında başlayan hareket onları yalnızca yeni yerlere değil, sakladıkları anılara da sürükler.
Kader, bu iki gencin kalplerini yaşlarından önce büyümeye zorlamıştır. Uzun ve zor yolculuk boyunca umut ile aşk, unutmak ve hatırlamak sözcüklerinde farklı anlamlar kazanır. Süleyman Kurt, geçmişin yükünü bütünüyle silme isteğiyle onsuz bir gelecek kurmanın imkânsızlığı arasındaki gerilimi öne çıkarır. Hatırlasana Unuttun mu Beni, tek bir seslenişin ardından yolları kesişen iki kişinin, birbirlerini tanırken kendi hikâyelerine dönme cesaretini aradığı bir yüzleşme anlatısıdır.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

“balık olsam da unutmam seni“

Bazı hikayeler tam da bittiği anda başlarmış… İşte tam da öyle bir hikayeydi bizimkisi…

O güçsüz kalbi adeta kulağımın içinde atıyordu.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş