
Aynı gökyüzüne bakıyoruz ama hiçbir zaman aynı yerden geçmiyoruz.

Ahmed Arif'in Hasretinden Prangalar Eskittim kitabı, şairin farklı dönemlerde yazdığı şiirleri tek bir güçlü ses etrafında toplayan bir şiir bütünüdür. Anadolu coğrafyası, sevda, ayrılık, hapishane, yoksulluk ve başkaldırı kitap boyunca birbirinden kopuk temalar olarak değil, aynı tarihsel ve duygusal deneyimin parçaları olarak belirir. Başlık şiirinin yanı sıra “Anadolu”, “Ay Karanlık” ve “Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden” gibi metinler, kişisel hasreti toplumsal hafızayla buluşturan bu geniş alanı temsil eder.
Şiirlerin biçimsel gücü, konuşma dilinin doğrudanlığı ile halk söyleyişlerinden gelen ritmin birleşmesinde yatar. Ahmed Arif yüksek duyguyu süslü bir uzaklığa taşımak yerine sesleniş, tekrar ve keskin imgelerle yoğunlaştırır; sevilen kişiye yönelen söz, memlekete ve baskı altındaki insanlara da açılır. Bu bütün, lirik yakınlık ile tarihsel tanıklık arasındaki geçişleri aynı sesin farklı yoğunlukları olarak duyurur ve şiirlerin ortak duygusal zeminini güçlendirir. Eser bu nedenle aşk ve mücadele şiirlerinin sınırlarını aşar: özel acının kamusal bir yankı kazanabildiği şiirsel bir alan kurar. Hasretinden Prangalar Eskittim'in kalıcılığı, öfke ile inceliği aynı ses içinde taşıyabilmesinden doğar.
Bookspace topluluğundan 23 gönderi

Aynı gökyüzüne bakıyoruz ama hiçbir zaman aynı yerden geçmiyoruz.

sus kimseler duymasın ölürüm ha aymışam yarı gece seni bulmuşam sonra seni kaburgamın altın parçası seni dişlerinde elma kokusu bir daha hangi ana doğurur bizi
oyy havar sevmişem seni Üsküdar dan bu yanı lo kimin yurdu Ahmet arif........

Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip... Nerede olursan ol,

Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini

Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana.

“Bir umudum sende, anlıyor musun?” Ahmet Arif

Açar, Kan kırmızı yediverenler Ve kar yağar bir yandan, Savrulur Karacadağ, Savrulur zozan... Bak, bıyığım buz tuttu, Üşüyorum da Zemheri de uzadıkça uzadı, Seni, baharmışın gibi düşünüyorum, Seni, Diyarbekir gibi, Nelere, nelere baskın gelmez ki Seni düşünmenin tadı... -Diyarbekir Kalesinden Notlar Ve Adiloş Bebenin Ninnisi

Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...

Hırsla çakarım kibriti, İlk nefeste yarılanır cıgaram, Bir duman alırım, dolu, Bir duman, kendimi öldüresiye, Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin, Ama akşam erken iniyor mahpushaneye. Ve dışarda delikanlı bir bahar, Seviyorum seni, Çıldırasıya...

Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni...

Maviye Maviye çalar gözlerin, yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel Ay karam… SON.

İÇERDE Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğruna ölümlere gidip geldiğim, Zulamdaki mahzun resim, Haberin var mı? Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş, Karanfil kokuyor cıgaram Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…

Uy Havar Yangınlar, Kahpe fakları, Korku çığları Ve irin selleri, aç yırtıcılar, Suyu zehir bıçaklar ortasındasın. Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay! Pusatsız, duldasız, üryan Bir cana bir de başa Seher vakti leylim-leylim Cellat nişangahlar aynasındasın. Oy sevmişim ben seni...

Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğruna ölümlere gidip geldiğim, Zulamdaki mahzun resim, Haberin var mi? Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş, Karanfil kokuyor cıgaram Dağlarına bahar gelmiş memleketimin İçerde-Ahmed Arif

Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip... Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne - üstüne, Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatçının, hayının... Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni.

... Hırsla çakarım kibriti, İlk nefeste yarılanır cigaram, Bir duman alırım, dolu, Bir duman, kendimi öldüresiye, Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin, Ama akşam erken iniyor mahpushaneye. Ve dışarda delikanlı bir bahar, Seviyorum seni, Çıldırasıya...

Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene...

Bir ben bileceğim oysa Ne afat sevdim. Bir de ağzı var dili yok Diyarbekir Kalesi...

Tütünü bilir misin? "Kız saçı" demiş zeybekler, Su içmez her damardan, Yerini kolay beğenmez, Üşür Naz eder, Darılır İki parmak arasında kıyılmış, Bir parçası var kalbimin İncecik, ak kağıtlara sarılır, Dar vakit yanar da verir kendini. Dostun susan dudağına...

Oy havar! Muhammed,isa aşkına, Yattığın ranza aşkına, Deeey,dağları un eder ferhadın Gürzü!

Bir daha hangi ana doğurur bizi

Hayın, karanlıktı gece can garip,can suskun, can paramparça.
“Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...”
“AY KARANLIK Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela…”
“HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni, anlatabilmek seni, Namussuza, haldan bilmez, Kahpe yalana.”
“Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana.”
“Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. Hani, kurşun sıksan geçmez geceden; Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık...Ve zehir zıkkım cigaram. Gene bir cehennem var yastığımda, Gel artık...”
“Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni...”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş