
Otuz beş yıldır çöp presliyorum ve içimde Tanrı'nın varlığına dair bir ton kitap ezildi.

Bohumil Hrabal'ın Gürültülü Yalnızlık'ında Hanta, otuz beş yıldır Prag'da bir bodrumda atık kâğıtları presleyen yalnız bir işçidir. Yok edilmek üzere getirilen kitapları okur, bazılarını kurtarır ve her sıkıştırılmış balyayı resimler ya da seçtiği metinlerle gizlice düzenler. Bedensel emek ile düşünce aynı dar mekânda birbirine karışır.
Hanta'nın zihni Laozi'den Kant'a, gündelik anılardan savaşın ve baskının izlerine sıçrar. Kitapları koruma arzusu romantik bir koleksiyonculuktan fazlasıdır; mekanik imhanın karşısında belleğe tutunma biçimidir. Ancak daha hızlı, daha temiz ve okumaya ihtiyaç duymayan yeni bir pres düzeni onun çalışma biçimini gereksiz ilan eder. Hanta yalnız işini değil, dünyayla kurduğu ilişkiyi de kaybetme tehdidiyle karşılaşır.
Romanın yoğun monoloğu, kültürün korunması ile maddi yok oluşun aynı anda gerçekleşebileceğini gösterir. Hrabal kara mizahı, şiirsel tekrarları ve kirli kâğıt yığınlarını yan yana getirerek okumanın insanı bütünüyle kurtarmadığını, fakat yok edilen şeylere tanıklık etmenin bir direnç biçimi olabileceğini düşündürür. Hanta'nın sesi, bilginin yüceliğiyle işyerinin ağır kokusunu birbirinden ayırmadan taşır; bu gerilim anlatının sonuna kadar korunur.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Otuz beş yıldır çöp presliyorum ve içimde Tanrı'nın varlığına dair bir ton kitap ezildi.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş