
geçmişi kabullenmek için ümidini yitirmelisin

Bir terapi odasında anlatılan hayat, hem danışanın hem de onu dinleyen terapistin kendisiyle karşılaşmasına yol açabilir. Irvin D. Yalom, Günübirlik Hayatlar kitabında gerçek psikoterapi seanslarından hareket eden kısa öyküler aracılığıyla insanların kaygılarını, kayıplarını ve değişme çabalarını anlatır. Öfkesini yönetmekte zorlanan bir kadın, maddi imkânlarına rağmen mutluluk bulamayan bir iş insanı ve kendi acısıyla uğraşan genç bir psikolog farklı bölümlerde öne çıkar. Yalom, hastalarının mücadelelerini kaydederken terapistin her cevabı bilen taraf olmadığını, görüşmelerin kendi kırılganlıklarını da açığa çıkardığını gösterir. Bu karşılıklı etkilenme, terapiyi tek yönlü bir müdahale olmaktan çıkarır.
Öyküleri birleştiren temel sorular, kısa bir hayatın nasıl anlamlı yaşanabileceği ve ölümün gündelik seçimler üzerindeki etkisidir. Marcus Aurelius'un “günübirlik hayatlar” düşüncesi, hatırlayanla hatırlananın geçiciliğini kitabın çerçevesine yerleştirir. Seans ayrıntıları, psikoterapi yönteminden önce insanın anlaşılma ve bağ kurma ihtiyacını öne çıkarır. Günübirlik Hayatlar, klinik deneyimi edebî anlatımla buluşturan; öfke, yalnızlık, fanilik ve yaşam sevinci gibi ortak meseleleri farklı insanların gerçek mücadeleleri üzerinden inceleyen dokunaklı bir psikoterapi öyküleri toplamıdır.
Bookspace topluluğundan 30 gönderi

geçmişi kabullenmek için ümidini yitirmelisin

" Kelimeler sadece not düşmeye yarar. Melodiyi oluşturan fikirlerdir. Yaşamın çatısını da fikirler oluşturur "

"Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiç bir yerde olacaksın." Marcus Aurelius

“git ve kendine ölümcül bir hastalık bul ellie için” ya da hayatta istediklerini yapmak için ölümcül bir hastalığa yakalanmayı bekleme
ona sarılmak istedim ama aramızdaki uçurum, köprü kurulamayacak kadar genişti.

"Derken beynindeki minik bir damar tüm bu acılara son vermişti. Her şey birden uçup gitmişti: Benliğinin o sıra dışı evreni, duyularından gelen verilerle dolu o bereketli hazine, koca bir yaşamın anıları, acı, cesaret, mücadele ve zafer deneyimleri, cerrahlardan ve hemşirelerden oluşan bir organ nakli ordusu, yaşadığı korku, hıçkırarak ağladığı saatler, güç bela iyileşmesi... Hepsi ne içindi? Ne için?"

"Aslında bakarsan ben gerçekten de tehlikeliyim. Zehirliyim. İçim öfkeyle dolu. Zihnimde herkesle ilgili kötü, öfkeli düşünceler dolanıyor. Bu nedenle insanlardan uzak duruyorum. Bu nedenle bu kadar yalnızım."

Hepimizininki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın …

"Bağlanmazsan, acı çekmezsin.” diyen budistler haklıymış.

"Sen, umduğun hayatı mı yaşıyorsun?"

"Ne de olsa "önemli olan düşünceler değil eylemlerdir."

"Her insan kendisini diğer insanlardan daha çok sevdiği halde neden kendi fikrine diğer insanlarınkinden daha az önem verir?”

"Yaşanmamışlık ne kadar çoksa ölüm korkusunun da o kadar şiddetli olduğuna defalarca şahit oldum."

"Gözünü açıp kapıyorsun ve bir bakıyorsun ki hayat bitmiş. İşte bu kadar. Saklanacak yer yok. Güvenlik diye bir şey yok. Geçicilik... Yaşam geçici... Bunu biliyordum zaten... Herkes bilmez mi? Ama üstüne pek düşünmemiştim."

"Üzerinde düşünülmemiş bir hayat yaşanmaya değmez."

Nietzsche'nin de dediği gibi, "Neden'i olan, Nasıl'a katlanır."

"Bazen sahip olmadığım hayatın yasını tuttuğumu düşünüyorum.Galiba pişmanlıklarım var."

"Hadi her şeyi deneyimleyelim, içimizde hiçbir şey kalmasın, ne varsa tüketelim ve ölüme elimizden alabileceği hiçbir şey bırakmayalım."

“Doğru olanı yapmamak yanmaktan da kötüdür…”

"Sanki gerçekten burada değilmişim gibi. Olan biten hiçbir şeyi tam olarak hissedemiyorum. Çevremden soyutlanmış durumdayım. Sanki burada duran, tüm bunları yaşayan ben değilim."

“Hayat geçici. Her zaman, herkes için. Ölümü bedenlerimizde taşıyoruz…”

“Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.”

"Ne zaman bir şey yapmaya kalksam, zihnim başka bir şey yapmak istemeye başlıyor."

'Birlikte geçen altmış yıl bana az geliyor.'
“Kelimeler yalnızca not düşmeye yarar. Melodiyi oluşturan fikirlerdir. Yaşamın çatısını da fikirler oluşturur.”
“Yaşamak konusunda onun kadar canlı, korkusuz, hayat dolu bir insan daha tanımadım." " 'Ve...' diye yanıtladım. 'Bu kadar parlak bir ateş sönüp gidebiliyorsa kendi hayatının akıbeti zaten belli.”
“Yanlış seçimler hep böyle yapılır zaten, başka seçimin olmadığına kendini inandırarak.”
“Anladım ki bir olmayı ne kadar çok istesek de aramızda her zaman bir mesafe kalıyor...”
“Ona sarılmak istedim ama aramızdaki uçurum, köprü kurulamayacak kadar genişti.”
“Bağlanmazsan, acı çekmezsin, diyen Budistler haklıymış sanırım,' dedi.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş