
Elimden tutarsan her şey geçer sanmıştım, meğer en çok parmaklarımın ucu üşümüş.

Hollanda'nın donmuş kanalları üzerinde kayan Hans ile Gretel, yoksulluk içinde yaşayan fakat ailelerine bağlı iki kardeştir. Mary Mapes Dodge'un Gümüş Patenler romanında babalarının geçirdiği ağır kaza hem sağlığını hem de ailenin geçimini sarsmıştır. Çocuklar annelerine yardım eder, zihni karışık babalarına bakar ve ellerindeki eğreti tahta patenlerle kışın zorluklarına karşı koyar. Kasabada kazanana gümüş paten verilecek bir yarış düzenleneceği haberi, ulaşılamaz görünen bir fırsatı önlerine getirir.
Yarışa hazırlanma isteği, kardeşlerin maddi yoksunluğunu ve birbirlerine duydukları güveni daha belirginleştirir. Roman, aile hikâyesini Hollanda'nın gündelik yaşamı, gelenekleri ve coğrafyasıyla birleştirir; kanallar, kış sporları ve kasaba ilişkileri olay örgüsünün doğal parçasıdır. Hans ile Gretel'in hedefi bir ödülden ibaret kalmaz, babalarının iyileşmesine ve ailenin yeniden güvenli bir hayata kavuşmasına duydukları umutla bütünleşir. Gümüş Patenler, rekabeti dayanışmanın karşısına koymadan azim, dürüstlük ve iyiliğin farklı toplumsal çevrelerde nasıl karşılık bulduğunu anlatan bir aile ve çocukluk klasiğidir. Kışın sertliği, kardeşlerin dayanıklılığını ve birbirlerine bağlılığını daha da sınar. Bu umut, yarışın anlamını ailece büyütür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Elimden tutarsan her şey geçer sanmıştım, meğer en çok parmaklarımın ucu üşümüş.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş