Erdal Öz'ün Gülünün Solduğu Akşam adlı kitabı, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve aynı kuşağın başka gençlerine ilişkin tanıklıkları bir araya getirir. Yazar, Mamak Askerî Cezaevi'nde bu kişilerin çoğuyla konuşmuş, küçük ayrıntıları yakalayabilmek için sorular sormuş ve tuttuğu notlardan bir roman oluşturmayı planlamıştır. Deniz Gezmiş'le yaptığı anlaşma da bu tasarının temelinde yer alır.
Çalışma tamamlanamaz. Erdal Öz, özellikle belgesel bir roman için notlarının yetersiz kaldığını görerek ilk tasarıdan vazgeçer. Yıllar sonra malzemeye başka bir biçim verir; anı, belge ve anlatıyı kaynaştıran bir yapı kurar. Bu seçim, tarihsel kişileri simgesel adlara indirgemeden onların konuşmalarına, davranışlarına ve kişisel ayrıntılarına yaklaşmayı amaçlar.
Ortaya çıkan metin serüven duygusuyla bir roman gibi okunabilse de taşıdığı acı ve hüzün belirleyicidir. Gülünün Solduğu Akşam, yarım kalan bir roman girişiminin izlerini koruyarak belleğin nasıl yeniden biçimlendirilebileceğini gösterir. Öz'ün tanıklığı, dönemin gençlerini politik tarihin içinde olduğu kadar gündelik insanlıklarıyla da hatırlatır ve okurda kalıcı bir duygusal iz bırakmayı hedefler.