Güzellik endüstrisinin kusursuz yüzünü parçalanmış bir kimlik hikâyesine çeviren Chuck Palahniuk'un Görünmez Canavarlar'ı, ağır biçimde yaralanan eski bir moda modelinin kendini yeniden kurma çabasını anlatır. Anlatıcı Shannon, görüntüsüne dayanan kariyerini ve toplumsal yerini kaybettikten sonra Brandy Alexander'la karşılaşır. Birlikte çıktıkları yolculuk, farklı adlar, uydurulmuş geçmişler ve sürekli değişen roller üzerinden ilerler. Kronolojik sırayı bozan anlatı, okurun karakterler hakkında kurduğu ilk hükümleri tekrar tekrar gözden geçirmesine yol açar; beden, aile ve arzu hakkındaki bilgiler de aynı parçalı düzen içinde açılır.
Palahniuk şok etkisini yalnız olayların uçluğundan üretmez; reklam dili, moda pozları ve kişisel itiraflar arasındaki geçişler, kimliğin nasıl tüketilebilir bir görüntüye dönüştüğünü gösterir. Shannon ile Brandy'nin ilişkisi, dönüşümü özgürlük ile kendini silme arasında belirsiz bir alana taşır. Metin güzelliği basitçe reddetmez; görülme isteğinin, utancın ve başkasının bakışından kaçma arzusunun birbirine nasıl bağlandığını araştırır. Görünmez Canavarlar'ın kırık zaman çizgisi ve güvenilmez anlatıcı yapısı, sürprizleri saklamak için kullanılan bir oyun olmaktan öte karakterlerin kendileri hakkında anlattıkları hikâyelerin istikrarsızlığını biçime dönüştürür. Eserin sert mizahı, kimliğin doğuştan sabit bir öz değil, tekrar tekrar sahnelenen ve bedeli olan bir kurgu olabileceği düşüncesinde yankılanır.