
"sen benim gölge hırsızımsın, nerede olursan ol seni bulacağım.."

Marc Levy'nin Gölge Hırsızı romanının adsız kahramanı, babası tarafından terk edildikten sonra annesiyle sıradan bir kasabada büyür. Onu başkalarından ayıran özellik, insanların gölgeleriyle kurduğu tuhaf bağdır. Gölgeler peşine takılır ve kulağına bir şeyler fısıldar. Çocukluk boyunca taşıdığı bu yetenek, başkalarının gizlediği duygulara yaklaşmasını sağlarken kendi kayıplarından uzaklaşmasını kolaylaştırmaz. Başkalarının sırlarını duyabilmesi, kendi içindeki eksikliği çözmeye tek başına yetmez.
Yıllar geçer; kahraman, okul bahçesindeki kestane ağaçlarını ve anne babasının mutlu zamanlarından kalan soluk fotoğrafları geride bırakır. Yeni hayatındaki düzen ve adını koyamadığı ilişki, içindeki özlemi bastırmaya yetmez. Gölgelerin sesleri de susmaz. Bir kıyı kasabasına yaptığı yolculuk, geçmişin kapısını yeniden açar ve çocukluğundan beri taşıdığı hüznün kaynağını görünür kılmaya başlar.
Kumsalda, yıllar önce gölgelerinin birbirine karıştığı ilk aşkının izini bulan kahraman, kaybettiği bağın peşine düşer. Bir sandığa saklanan uçurtma, ertelenmiş duyguların ve yeniden başlama ihtimalinin simgesine dönüşür. Onu yerinden çıkarmak, hatırayı korumaktan vazgeçmeden yeniden yaşama katılma cesareti ister. Levy'nin anlatısı, olağanüstü bir yeteneği sevgi, terk edilme, hafıza ve insanın kendi geçmişine dönme cesaretiyle birleştirir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"sen benim gölge hırsızımsın, nerede olursan ol seni bulacağım.."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş