
Doğru olmasa da öyle söyle. -Ne söyleyecektim. - "Mutluyum" de

Samuel Beckett'in Godot'yu Beklerken: 2 Perdelik Trajikomedi oyunu, Vladimir ile Estragon'un kim olduğu ve gelip gelmeyeceği kesinleşmeyen Godot'yu bekleyişini sahnenin merkezine yerleştirir. İki karakter zaman geçirmek için konuşur, ayrılmayı düşünür, yeniden beklemeye döner; Pozzo ile Lucky'nin gelişi de bu döngüyü kalıcı biçimde kıramaz. Eylemin ertelenmesi ve tekrar eden diyaloglar, beklemenin olay örgüsündeki bir durumdan oyunun biçimini kuran temel harekete dönüşmesini sağlar.
Beckett, yalın sahne düzeni ile komik ritmi varoluşsal bir belirsizlikle yan yana getirir. Karakterlerin birbirine tutunması, belleğin sürekli aksaması ve ertesi güne taşınan umut, kesin bir açıklama üretmek yerine zaman, amaç ve bağımlılık üzerine açık sorular bırakır. Trajik olanla gülünç olanın aynı anda işlemesi, oyunu tek bir felsefi tezin örneği olmaktan çıkarır; tekrarlar ilerlemenin yokluğunu görünür kılarken insanın bekleme hâlindeki direncini de sahnede tutar.
İki perde arasındaki benzerlik, değişim beklentisini küçük farklarla sınar. Sahnedeki ağaç, yol ve akşam döngüsü sabit kaldıkça konuşmaların ritmi karakterlerin varlığını sürdürme aracına dönüşür. Oyunun açıklamadığı Godot kimliği, yorum alanını kapatmak yerine bekleyişin psikolojik ve toplumsal anlamlarını çoğaltır.
Bookspace topluluğundan 12 gönderi

Doğru olmasa da öyle söyle. -Ne söyleyecektim. - "Mutluyum" de

Ama hiçbir şey yapmamanın bile bir yolu yordamı var. Eğer yaşamak istiyorsan bunu aklında tut.

... alışkanlık büyük bir uyuşturucu.

Hepimiz deli doğuyoruz. Bazıları öyle kalıyor.

ESTRAGON: Mutsuzum. VLADIMIR: Sahi mi? Ne zamandan beri? ESTRAGON: Unutmuşum. VLADIMIR: Bellek ne oyunlar oynuyor bak insana!

... insan yalnız yolculuk ederken yol uzun görünüyor işte...

Beklemek nedir ?

Hayatta küçük şeyleri boş vermemeli insan.

Tut ki pişman olduk peki ya sonra…

Hepimiz Godot'u bekliyoruz ama Godot'nun kim veya ne olduğunu bilmiyoruz. Godot'nun asla gelmeyeceği kaçınılmaz gerçeğini söylemekten korkuyoruz aslında.

VLADIMIR: Doğru olmasa da öyle söyle. ESTRAGON: Ne söyleyecektim? VLADIMIR: "Mutluyum" de. ESTRAGON: Mutluyum. VLADIMIR: Ben de. ESTRAGON: Ben de. VLADIMIR: Mutluyuz. ESTRAGON: Mutluyuz. (Sessizlik.) Eee, şimdi ne yapıyoruz madem ki mutluyuz?

Estragon: Haklarımızı kayıp mı ettik? Vladimir: Haklarımızdan kurtulduk!
“Neyin var senin? - Mutsuzum. _ Sahi mi? Ne zamandan beri? - Unutmuşum.”
“Hiç terk etim mi seni? +Gitmeme izin verdin.”
“Yeryüzündesin ve bunun bir tedavisi yok”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş