
“Kutsa Beni Tanrım, İşlediğim Ve İşleyeceğim Günahlar İçin…”

Bir seri katilin kurduğu ürpertici sahneyi soruşturmanın merkezine alan Ted Dekker'ın Gelin Koleksiyoncusu, Denver'da öldürülen kadınları duvara gelin duvağıyla bırakan bir failin peşindeki FBI ajanı Brad Raines'i izler. Soruşturma alışılmış yöntemlerle ilerlemediğinde Brad, zihinsel sağlık sorunları yaşayan fakat dikkat çekici yeteneklere sahip kişilerin bulunduğu bir merkezden yardım ister. Burada tanıştığı Paradise, olay yerlerine ve insan davranışlarına farklı bir dikkatle yaklaşır. Katilin kadınları kendi çarpık inancı içinde seçmesi, vakayı yalnız bir kimlik avı olmaktan çıkarıp değer, güzellik ve üstünlük fikirlerinin şiddetle nasıl bozulduğunu gösteren bir gerilime dönüştürür.
Dekker polisiyenin takip ritmini, karakterlerin kendileri hakkında taşıdıkları yaralar ve önyargılarla birlikte yürütür. Brad'in kurumsal soruşturma deneyimi ile Paradise'ın sezgisel bakışı arasındaki işbirliği, 'normal' kabul edilen düşünme biçimlerinin sınırlarını açığa çıkarır. Anlatı katilin oyunlarını öne çıkarırken kurbanları yalnız birer bilmece parçasına indirgememeye çalışır; tehlikenin büyümesi, Brad ile Paradise arasındaki güveni de sınar. Gelin Koleksiyoncusu'nun sürükleyiciliği, failin kimliğinden çok avcı ile av arasındaki psikolojik mesafeyi daraltmasında ve güzellik söyleminin ardına saklanan sahip olma arzusunu görünür kılmasında yoğunlaşır. Sonuçları açıklamadan ilerleyen yapı, gerilimi karakterlerin birbirini gerçekten görüp göremediği sorusunda tutar.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

“Kutsa Beni Tanrım, İşlediğim Ve İşleyeceğim Günahlar İçin…”

Birini çok sevdiğinde, daha fazla sevdiğin başka biri olamaz…

Güzellik insanlar tarafından belirlenmez ,en güzeli tayin eden Tanrı tarafından betimlenir.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş