
Feridun Andaç, Ferhad ile Şirin'de kuşaklar boyunca anlatılan halk hikâyesini çağdaş bir anlatıcının duyarlığıyla yeniden kurar. Ferhad'ın Şirin'e duyduğu aşk, kavuşmanın önündeki engeller büyüdükçe bir bağlılık ve direnme sınavına dönüşür. Hikâyenin tanıdık çatısı korunurken imkânsızlık duygusu, eski bir efsaneden bugünün insanına ulaşan canlı bir iç mesele olarak ele alınır.
Ferhad, aşkı uğruna herkesin aşılmaz gördüğü koşulları göze alır. Onun kararlılığı, sevmenin insanı ne kadar ileri götürebileceğini gösterirken Şirin'e ulaşamama ihtimali anlatının hüznünü derinleştirir. Andaç, kahramanları uzak bir geçmişte donmuş simgeler gibi sunmaz; arzu, seçim ve vazgeçiş arasındaki gerilimi onların insani sesleriyle taşır. Halk hikâyeciliğinin tekrar ve ezgi gücü, modern Türkçenin ölçülü ritmiyle birleşir.
Ferhad ile Şirin, aşkın büyüklüğünü mutlu son garantisiyle değil, insanın göze aldığı bedelle ölçen içli bir yeniden anlatımdır. Feridun Andaç, geleneğin ana duygusuna bağlı kalırken hikâyeye kişisel bir hafıza ve çağdaşlık katmanı ekler. Ortaya hem bilinen efsanenin sesini koruyan hem de imkânsız olana yönelmenin anlamını yeniden düşündüren akıcı bir anlatı çıkar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş