Söyleşi biçiminin hareketli düşünce alanında Ezelî Mağlup'ta E. M. Cioran, çocukluğundan Paris yıllarına, dil seçiminden yazma deneyimine kadar kendi hayatı ile felsefi takıntıları arasındaki bağı konuşur. Metinler tek bir sistem kurmaya çalışmaz; din ve mistisizm, tarih, ölüm, intihar, başarısızlık ve yalnızlık gibi başlıklar farklı zamanlarda yapılan konuşmaların ritmiyle yeniden açılır. Sorular, Cioran'ın aforizmalarında yoğunlaşan düşüncelerin kişisel deneyim ve gündelik konuşma içinde nasıl biçim değiştirdiğini gösterir. Farklı tarihlerden gelen görüşmeler, düşünürün yıllar içindeki tonunu karşılaştırmaya ve aynı sorulara her defasında biraz başka bir yerden yaklaştığını görmeye imkân verir.
Kitabın gücü tamamlanmış bir biyografi sunmasından değil, düşünürün kendi çelişkilerini konuşma anında açık bırakmasından gelir. Cioran kimi yerde kesin yargılar kurarken kimi yerde aynı yargının dayanağını geri çeker; bu dalgalanma, karamsarlığı tek renkli bir öğreti olmaktan çıkarır. Muhatapların yönelttiği sorular, yalnız düşünceleri açıklatmaz; Cioran'ın konuşma sırasında ironiye, itiraza ve kişisel anıya nasıl geçtiğini de kaydeder. Söyleşilerin toplamı, düşünceyi sonuca ulaşan bir yol olarak değil, insanın kendi sınırlarını tekrar tekrar yokladığı açık bir mücadele olarak konumlandırır.