
“Hakkını helal et dedi bana, benim hakkım sendin söyle kime helal edeyim şimdi seni..”

Kendisini Seyyah diye tanıtan anlatıcı, nereye varacağını bilmediği halde bir yolculuğa çıkar. Hikmet Anıl Öztekin'in Eyvallah kitabında bu hareket, belirli bir hedefe ulaşmaktan çok geride bırakılamayan duygularla baş etme isteğinden doğar. Seyyah, iyi insanların yaşadığına inandığı yerlere giderken herkesin içine atıp söyleyemediği düşünceleri de yol boyunca yazıya döker.
Yola çıkmak acının geçeceğini garanti etmez. Anlatıcı bunu bildiği halde, gitmenin iyileştirici olabileceği umudunu korur. Okurla doğrudan konuşması, kişisel yolculuğu ortak bir iç arayışa dönüştürür; satırlar arasındaki boşluklarda başkasının özlemi, bekleyişi ve cesareti için yer açılır. Beklenen sevdanın bir varış noktasında mı, yoksa anlatılanların içinde mi bulunduğu belirsiz kalır.
Yol fikri fiziksel bir güzergâh ile ruhsal değişim arasında kurulur. Seyyah'ın sesi kesin cevaplar veren bir rehberden çok, kendi tereddütlerini paylaşan bir yol arkadaşına benzer. Varacağı yeri bilmeden ilerlemesi, insanın sonucu görmeden seçim yapabilme gücünü sınar. Anlatı gitmek, beklemek ve kendini başkasının cümlelerinde bulmak arasındaki bağı izlerken yolculuğun değerini ulaşılan yerden değil, insanın taşıdığı yükle kurduğu yeni ilişkiden çıkarır.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

“Hakkını helal et dedi bana, benim hakkım sendin söyle kime helal edeyim şimdi seni..”

Bize samimiyet lazım, samimi niyet. Dili süslü yüreği paslı insanlar değil.

muhteşem herkese tavsiye ederim
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş