En Mavi Göz

En Mavi Göz

Toni Morrison

Yayıncı
Can
Sayfa
192
Dil
Türkçe
Yayın yılı
1994

Özet

Toni Morrison’ın En Mavi Göz romanı, 1940’ların Ohio’sunda yaşayan Pecola Breedlove’un beyaz güzellik ölçülerini kendi değersizliğinin kanıtı sanmasını merkezine alır. Pecola, mavi gözlere sahip olursa görüleceğine ve sevileceğine inanır; Claudia ile Frieda MacTeer’ın anlatıları ise bu arzunun yalnız bir çocuğun düşü olmadığını, aile, okul, sinema ve mahalle tarafından sürekli üretildiğini gösterir. Breedlove ailesindeki yoksulluk ve şiddet, Cholly ile Pauline’in geçmişlerine açılan bölümlerle tek boyutlu bir suçlama yerine kuşaklar boyunca taşınan yaraların içine yerleştirilir.

Morrison doğrusal olay örgüsünü mevsimler, farklı bakış açıları ve parçalanmış çocukluk diliyle keser. Okuma kitaplarındaki mutlu beyaz aile kalıbının bozulmuş tekrarları, Pecola’nın dünyasıyla ulusal masal arasındaki uçurumu belirginleştirir. En Mavi Göz, ırkçılığı dışarıdan gelen tekil bir saldırı olarak değil, bakışı içeriden biçimlendiren ve kişinin kendine yönelttiği şiddete dönüşebilen bir düzen olarak inceler. Claudia’nın tanıklığı, topluluğun Pecola’nın yıkımındaki payını kabul ederken anlatıyı merhametli ama rahatlatıcı olmayan bir öz eleştiriye dönüştürür. Bu tanıklık, Pecola’yı yalnız bir kurban simgesine indirgemeden onun çevresindeki sessizliklerin, küçümsemenin ve öğrenilmiş güzellik ölçülerinin ortak sorumluluğunu açığa çıkarır.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 4 gönderi

Nigar Ertürk@nigosh· 3h🇹🇷

“Sevginin asla sevenden daha iyi bir yanı yoktur. Kötü insanlar kötü bir biçimde, sert insanlar sert bir biçimde, güçsüzler güçsüz, aptallar aptalca severler, ama başıboş bir adamın sevgisi asla, güvenli değildir. Sevilenin bir kazancı yoktur. Yalnızca seven alır sevgiden payını. Sevilen ise yolunmuş kaza döner, etkisizleşir, sevenin bakışlarında donup kalır..”

14
Nigar Ertürk@nigosh· 3h🇹🇷

“Sevgiyi muhteşem bir iyilikle, yücelikle düşünmek gibi evrensel bir hatamız var. Oysa bencil bencilce sever, zalim zalimce. Sevgi, asla sevenden daha iyi değildir.”

12
Nigar Ertürk@nigosh· 1h🇹🇷

“Kendi hayatında ve herkesinkinde çarpık giden bir şeyler olduğunun elbette farkındaydı ama sorunları kaynağına, Hayatın Yaratıcısı'na havale etmek lazımdı. Yozlaşma, ahlaksızlık, pislik ve düzensizlik bu denli yaygın olduğuna göre, bunların Şeylerin Yaratılışı gereği olduğuna inanmıştı. Kötülük vardı çünkü Tanrı tarafından yaratılmıştı. O, yani Tanrı, aylakça ve bağışlanmaz bir hatalı yargıda bulunmuş, kusurlu bir evren tasarlamıştı.”

11
Nigar Ertürk@nigosh· 2h🇹🇷

“Kendi düş dünyasını yaşamakta ve giderek ölmekte özgürdü, nasıl ve ne zaman öleceği onun için bir önem taşımıyordu.”

7

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir