
Fiziksel bir deneyimden hareket eden Adalet Ağaoğlu, Düşme Korkusu'nda düşmenin gündelik ve manevi anlamlarını altı hikâyede araştırır. Evden çıkmasını zorlaştıran sağlık sorunları ve birkaç kez yere düşmesi, yazarda kalıcı bir korku yaratır. Ancak Ağaoğlu bu duyguyu bedenin dengesini kaybetmesiyle sınırlamaz; yaşanan deneyimi farklı insan hâllerini inceleyen bir öykü fikrine dönüştürür.
Kitaptaki düşme kavramı saygınlığını, değerini ya da toplum içindeki yerini kaybetmek gibi anlamlara açılır. Gözden düşmek ve çaresizliğe düşmek, fiziksel kazayla aynı kelimede buluşurken her hikâye bu ortak sözcüğün başka bir yüzünü ele alır. Böylece tek bir otobiyografik an, bireyin kendisi ve çevresiyle kurduğu ilişkileri sorgulayan çoğul bir anlatı yapısına dönüşür.
Adalet Ağaoğlu, yazmayı bırakamadığı güçlü bir ihtiyaç olarak tanımlar; hastalık ve hareket kısıtlılığı da bu üretme isteğini kesmez. Düşme Korkusu'nun biçimi, aynı izleği altı ayrı öyküde sınayarak korkunun bedensel, toplumsal ve psikolojik katmanlarını yan yana getirir. Eser, bir kazanın ardından duyulan kaygıyı genelleştirirken soyut bir öğüt metnine dönüşmez; düşüşün insan hayatındaki farklı karşılıklarını kurmaca aracılığıyla araştırır. Kısa öykü ve çağdaş Türk edebiyatı okurları için ortak bir deneyimin ne kadar farklı anlamlar taşıyabileceğini gösteren yoğun bir koleksiyondur.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!