
“Gerçeği ne kadar arzularsak arzulayalım, insanın kendisi hakkındaki gerçekleri görmesi çoğunlukla tatsız bir şeydir.”

Frank Herbert'ın Dune Tanrı İmparatoru romanında, bir zamanlar Dune adıyla bilinen Arrakis artık Mueddib dönemindeki çöl gezegeni değildir. Kumsolucanlarının ve gururlu Fremenlerin yurdu değişmiş; Fremenlerin ölümünün üzerinden binlerce yıl geçmiştir. Gezegenin dönüşümü, yalnız doğal çevrenin değil, inançların, kültürün ve iktidar düzeninin de geri dönülmez biçimde değiştiğini gösterir.
II. Leto'nun üç bin yılı aşan hükümdarlığı, zorla dayatılmış ve sonu gelmeyen bir barış yaratır. Leto artık sıradan bir padişahtan çok, zalimliğiyle tanınan bir tanrı olarak görülür. Hem Atreides hem solucandır; insan kimliği ile Arrakis'in eski canlı düzenini kendi bedeninde birleştiren dönüşümü, iktidarının sırrını oluşturur. Bilinen evrenin anahtarları onun elindedir.
Bu mutlak yönetimin gerekçesi Altın Yol'dur. Leto, insanlığın binlerce yıl boyunca düzen içinde tutulmasını ve nihayet hayatta kalmasını sağlayacak tek olasılığın bu plan olduğuna inanır. Soruları düşman sayan sesi, kaderi yalnız öngörmediğini, onu bizzat yazdığını ileri sürer. Roman, uzun ömür, zoraki barış ve türün geleceği adına kurulan baskı arasındaki ahlaki gerilimi, insanla solucan arasındaki dönüşmüş bir hükümdarın merkezinde inceler.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

“Gerçeği ne kadar arzularsak arzulayalım, insanın kendisi hakkındaki gerçekleri görmesi çoğunlukla tatsız bir şeydir.”

“Düşünmenin gerekliliğini reddedersek, derin düşünme yetimizi yitiririz. Bedeni reddedersek, bizi taşıyan aracın tekerleklerini sökmüş oluruz. Ama eğer duyguları reddedersek, iç dünyamızla olan tüm bağımızı yetiririz.”

“ Hükmedersen gücün tadını alırsın. Bu da sorumsuzluğa , başkalarına acı veren aşırılıklara … en kötüsü de dinginsiz bir haz düşkünlüğe yol açabilir. “

Birbirleriyle çağdaş olan kişiler aslında farklı farklı zamanlarda yaşar. Geçmiş durmaksızın değişir, ama bunu çok az kişi fark eder.
“Düşünmenin gerekliliğini reddedersek, derin düşünme yetimizi yitiririz. Bedeni reddedersek, bizi taşıyan aracın tekerleklerini sökmüş oluruz. Ama eğer duyguları reddedersek, iç dünyamızla olan tüm bağımızı yetiririz.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş