
Ben de pek akıllı sayılmam! Ama bizim deliliğimiz, güzel bir delilik!...

Şövalye romanlarını tutkuyla okuyan Alonso Quijano, kendisini gezgin şövalye Don Kişot ilan ederek adaletsizlikleri düzeltmek üzere yola çıkar. Miguel de Cervantes'in Don Kişot romanında eski bir zırh, zayıf atı Rocinante ve hayalinde yücelttiği Dulcinea, kahramanın dünyayı okuduğu romantik düzenin parçalarıdır. Köylü Sancho Panza ona yoldaş olduğunda, efendisinin görkemli yorumlarıyla gündelik gerçekliğin pratik talepleri sürekli çatışır. Yel değirmenlerinin devlere, hanların şatolara dönüşmesi bu çatışmanın en tanınmış örneklerindendir.
Cervantes şövalyelik geleneğini parodileştirirken yalnızca eski kitaplarla alay etmez; kurmaca ile gerçeklik arasındaki sınırın insan davranışlarını nasıl biçimlendirdiğini araştırır. Don Kişot'un yanılgıları zarar ve gülünçlük üretse de haksızlığa karşı çıkma isteği ona beklenmedik bir saygınlık kazandırır. Sancho'nun sağduyusu da yolculuk boyunca efendisinin hayallerinden etkilenir ve iki karakterin ilişkisi basit bir akıl-delilik karşıtlığını aşar. Farklı anlatıcılar, araya giren öyküler ve metnin kendi yazılışını tartışan oyunlar romanın geniş yapısını kurar. Don Kişot, değişen bir çağda ideallerin değerini ve gerçekliği hikâyeler aracılığıyla anlamanın hem yaratıcı hem tehlikeli yanlarını mizah, macera ve hüzünle birleştirir.
Bookspace topluluğundan 23 gönderi

Ben de pek akıllı sayılmam! Ama bizim deliliğimiz, güzel bir delilik!...

Bırak oligarklar havlasın Sancho, bu yol aldığımızın işaretidir

elinde olmadan deli olanlar mı, yoksa bilerek delirenler mi daha akıllıdır?

Bütün bu atlattığımız fırtınalar, yakında havanın sakinleşeceğine ve olayların bizim için hayırlı olacağına işaret ediyor; çünkü ne kötülükler ne de iyilikler, daimi olamaz, kötülük uzun sürdüğüne göre de iyilik yakında demektir.

"Esprili, gülünç şeyler yazmak, büyük deha işidir; tiyatroda en çok zekâ gerektiren rol, aptalın rolüdür, çünkü başkalarını saf olduğuna inandırmak isteyen kişi, kesinlikle saf olmamalıdır."

Üç devle savaşıyoruz sevgili Sancho: Adaletsizlik, korku ve cehalet.

O sözler, seven bir kalbin kendisine emrettiğini hiçbir zaman çetrefil hale sokmazdı; kimse kimseyi aldatmaz ve yalan söylemezdi. Adalet tamdı; şimdiki gibi çıkarlar ve ayrıcalıklar onu kemirmemişti.

“Gözlerini kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış; varılması en zor olan bilgi buldur.”

Gözlerini kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış; varılması en zor olan bilgi budur.

Köpekler havlıyor Sancho, demek ki doğru yoldayız

.

don kişot gibiyim bir hayale kapılmısım sevdigim kız da gercek degilmis sovalye olmam da

İçim, makul bir saatte uyuyabilecek kadar huzura kavuşmadı henüz.

Üç devle savaşıyoruz sevgili Sancho: adaletsizlik, korku ve cehalet…

Ah hafıza, huzurumun baş düşmanı.

Hemen akıl vermeye kalkar verecek aklı olmayan.

İçim, makul bir saatte uyuyabilecek kadar huzura kavuşmadı henüz.

Böyle olur bizim memlekette bazen, günahsızlar öder günahkarların cezasını.

Zamanın silmediği anı, ölümün dindirmediği acı yoktur.

selam

Asla yalan söylemedim ben… Aksine, hep doğruyu söylediğim, yalan dolana hiç başvurmadığım için geldi bu felaket başıma… benim dürüstlüğüm, sizin sahtekârlığınızı, yalancılığınızı ortaya çıkarıyor.

Aynı anda hem umut edip hem korkabilir mi acaba insan, ne zaman başlamalı umut etmeye, belki en iyi zaman neden korktuğundan emin olduğun an.

Şimdi lütfen söyleyin bakalım, elinde olmadan deli olan mı,yoksa bilerek delirenler mi daha akıllıdır?
“Sen niyete bak dostum...dedi Papaz, niyet öyle bir sihirdir ki; günahı seveba,sevabı günaha çevirir!”
“Üç devle savaşıyoruz sevgili Sancho: Adaletsizlik, korku ve cehalet." Miguel de Cervantes”
“Ben dünyaya incelik, zerafet, duyarlılık kazandırmak istiyorum”
“Ben, hiçbir ölünün mezara dünya malı götürdüğünü işitmedim.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş