
– Sonra kurtlar iner. İşte o zaman yeniden karakış. – Peki o zaman ne yapacağız? – O zaman kendi içimize döneceğiz Hocam.

Ferit Edgü'nün Doğu Öyküleri, Doğu'nun dağ köylerini iletişimsizliğin belirlediği bir dünya olarak ele alır. Bu ortamda genç bir aydının anlaşılma ihtimali başlı başına bir soruna dönüşür. İnsanlar birbirine yaklaşsa bile yakınlık her zaman ortak bir dil yaratmaz; tersine, karşılıklı yabancılığı daha görünür hale getirebilir. Anlatının temel gerilimi, temas kurma arzusu ile anlaşılmanın önündeki mesafe arasında oluşur.
Kaynakta iki ayrı kimlik ve iki kutup arasında beliren başka bir dünyadan söz edilir. Bu üçüncü alan ne bütünüyle bir tarafa ne de ötekine aittir; kimliksiz, belirsiz ve tanımlanması güç bir nitelik taşır. Genç aydının bulunduğu çevreyle ilişkisi de bu aralıkta şekillenir. Yakınlık ile yabancılık, ait olma isteği ile dışarıda kalma duygusu birbirinden kesin çizgilerle ayrılamaz.
Edgü, Doğu'daki deneyimini yıllar sonra yeniden bugüne taşırken iletişimsizlik karabasanını dağıtmaya çalışır. Doğu Öyküleri, dağ köylerini yalnızca bir mekân olarak kullanmakla kalmaz; farklı kimliklerin birbirini duyma ve anlama güçlüğünü de bu coğrafya üzerinden inceler. Eserin odağında, iki kutup arasındaki belirsiz alanda anlam ve bağ kurmaya çalışan insan bulunur.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

– Sonra kurtlar iner. İşte o zaman yeniden karakış. – Peki o zaman ne yapacağız? – O zaman kendi içimize döneceğiz Hocam.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş