
Ne tuhaf sey! Elli yila yakin meslek yasamimda, hukuktan anlayanlar benden akil sordular; anlamayanlar, akil verdiler. Ne zaman bir gorus belirtsem, hic kimse "bu dogru mu yanlis mi?" diye sormuyor, bana. Oysa bir gorus karsisinda sorulacak bircik soru budur. Peki, ne mi soruyor, insanlar? Ne yazik ki sunu: "kimden ya da hangi topluluktan yanasin?" Bu cemaatci kisir dongu asilamadigi surece ne dogrulara ulasabiliriz ne de dusunceleri saglikli tartisabiliriz. Turkiye; hukuk devleti degil, hukukun ustunlugu temeline oturan, evrensel ilkelerin tezghinda yerel ipliklerle dokunan, ortak paydasi insan hak ve ozgurlukleri olan bir anayasayla ucuncu bine girmeyi hak etmistir. Degismeyen sonuc sudur: Eger hukuki akil ve bellek, siyasetten ve siradan zihinsel kaliplardan bagimsiz degilse; siyaset hukukun buyruguna girecek yerde, hukuk siyasetin boyunduruguna girmisse, yapilan her duzenleme, ya eksiktir ya yanlistir ya carpiktir ya da "olmasi gereken hukuk"a aykiridir yahut da hepsidir. Uzulerek
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!