Bundan daha berbat bir şey olamaz diye düşündü, sahte iltifatlar karşısında minnet duymaktan daha berbat bir şey olamaz.

Psikiyatrist Ernest Lash, Divan'da terapistin tarafsız ve mesafeli duruşunu sorgulayan bir deneye girişir. Hastalarıyla daha açık, dürüst ve insani bir ilişki kurmanın iyileştirici olabileceğine inanır. Yeni hastası Carol Leftman ise seanslara yardım aramak için gelmemiştir: Ernest'ı evliliğinin dağılmasından sorumlu tutar ve onu mesleki açıdan yıkacak bir tuzak hazırlamaktadır. Böylece terapide beklenen güven, iki tarafın da niyetlerini sınayan tehlikeli bir alana dönüşür.
Ernest'ın eski gözetmeni Marshal Streider da para, statü ve kendi katı mesleki ilkeleri arasında sıkışır. Hastalarını çözümlemeye alışmış bu iki terapist, karşılarındaki insanların yönlendirmelerine ne kadar açık olduklarını geç fark eder. Irvin D. Yalom, seans odasını güvenli bir uzmanlık mekânı gibi göstermek yerine, arzunun, kibrin ve kendini kandırmanın içeri sızabildiği bir ilişki alanı olarak kurar.
Roman psikoterapi etiğini bir ders metni biçiminde anlatmaz; gerilimi karakterlerin kararlarından üretir. Dürüstlük ile gizlilik, yakınlık ile profesyonel sınır ve yardım etme isteği ile denetim arzusu sürekli çatışır. Divan, psikolojiye meraklı okura terapistin zihnine bakma fırsatı verirken uzmanların da kör noktaları olabileceğini gösteren sürükleyici ve ironik bir anlatı sunar.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi
Bundan daha berbat bir şey olamaz diye düşündü, sahte iltifatlar karşısında minnet duymaktan daha berbat bir şey olamaz.
Kâh dilden dökülür, kâh kalem yazar En hazin sözler "keşke" diye başlar.

Hangisiydi onun yuvası? Daha doğrusu bir yuvası var mıydı?Nereye aitti o? Sonsuza dek hiçbir yere demir atmadan bu ikisi arasında sürüklenip duracak mıydı, birinden ayrılıp diğerine ulaşmaya çalışarak mı geçecekti ömrü? Peki bir cin çıkıverse de deseydi ki ona, Artık karar verme zamanı geldi; ikisinden birini seç-seçtiğin ebediyen senin yuvan olacak, ne yapardı acaba?

Bilirdi ki er geç denge sağlanırdı. An meselesiydi. Ama artık Shelly’nin elinde an kalmamıştı.

".. yanlış seçimler hep böyle yapılır zaten - başka seçimin olmadığına kendini inandırarak."

Hangisiydi onun yuvası? Daha doğrusu bir yuvası var mıydı?Nereye aitti o? Sonsuza dek hiçbir yere demir atmadan bu ikisi arasında sürüklenip duracak mıydı, birinden ayrılıp diğerine ulaşmaya çalışarak mı geçecekti ömrü? Peki bir cin çıkıverse de deseydi ki ona, Artık karar verme zamanı geldi; ikisinden birini seç-seçtiğin ebediyen senin yuvan olacak, ne yapardı acaba?
“Bu anda var olan bir ilişkidir bu, iki gönlün birbirine değmesiyle oluşan, uzak geçmişten ziyade geleceğin etkisini taşıyan - henüz gerçekleşmemiş olanın, bizi bekleyen kısmetimizin etkisini taşıyan bir ilişki.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş