
Uğruna yaşayacak hiçbir şeyim yoktu. Gerçekten hayatta bile değildim. Bir buçuk yıldır yaşamıyordum. Ama sonra seninle tanıştım ve birden amacım oldu. Beni hayata döndürdün, gördün mü? Bu benim kitabımdaki en iyi sihir numarası. Gerçek bir şey.

Joe Siple'ın Dilek Sihirbazı romanı, yüz yaşındaki Murray McBride ile ağır bir kalp hastalığı yaşayan on yaşındaki Jason Cashman'ın beklenmedik dostluğunu anlatır. Sevdiği insanların çoğunu geride bırakan Murray yaşamak için yeni bir neden ararken, kalp nakli bekleyen Jason'ın ölmeden önce gerçekleştirmek istediği beş dilekle karşılaşır. İkili, zamanın ikisi için de sınırlı olduğunu bilerek bu listeyi tamamlamaya koyulur.
Dilekler ilerledikçe yaş farkı ilişkinin engeli değil, iki yönlü bir öğrenmenin kaynağı olur. Murray genç olmanın cesaretini ve merakını yeniden hatırlar; Jason ise yetişkinliğe ulaşma ihtimalini korumaya çalışır. Roman, büyük jestlerin yanı sıra birlikte geçirilen zamanın, verilen sözlerin ve bir başkasının hayalini ciddiye almanın dönüştürücü etkisini öne çıkarır.
Dilek Sihirbazı, ölüm ve hastalık gibi ağır konuları yalnız hüzün üzerinden kurmaz. Yaşama amacı, dostluk, aile ve özveri etrafında ilerleyen anlatı, gerçek sihri olağanüstü güçlerde değil bir insanın kalan zamanını başkası için anlamlı hâle getirebilmesinde arar. Bu karşılaşma, iki hayatın değerini yaşla değil kurulan bağla ölçer.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

Uğruna yaşayacak hiçbir şeyim yoktu. Gerçekten hayatta bile değildim. Bir buçuk yıldır yaşamıyordum. Ama sonra seninle tanıştım ve birden amacım oldu. Beni hayata döndürdün, gördün mü? Bu benim kitabımdaki en iyi sihir numarası. Gerçek bir şey.

Ama birini sevmekle ilgili bir şey var. 'İmkansız'ın ne demek olduğunu unutturuyor.

Dürüstlük en iyi politika olabilir ama şefkat de bir faktördür ve bazen gerçeklerden daha ağır basabilir.

Ama bugünlerde herkes çok aceleci. Her şeyi hemen istiyorlar ve bu, insanlığı bir grip beyinsiz fareye dönüştürüyor.

Ama şu hayatta öğrendiğim bir şey var ki; doğru olanla yasal olan her zaman aynı şey değildir.

Ama şimdi anlıyorum. Her birimizin içinde iki kalp var. Biri, neyden yapıldığımızı, ne kadar sevdiğimizi ve ne kadar iyi yaşadığımızı gösteriyor. Diğeri ise fiziksel kalp. Tek görevi: vücudumuza kan pompalamak ve bizi hayatta tutmak.

- Sevgi olmasaydı hayatlarımız bir hiç olurdu. Dünya bir hiç olurdu. Sevgi olmasaydı var olmayabilirdik bile. +Sevgi bazen acıtır, Peder. Cehennem gibi acıtıyor ve bu kelimeyi söylediğim için üzgün değilim. Cehennem gibi acıtıyor ve artık buna dayanabilir miyim bilmiyorum. - Başka ne seçeneğin var? Kıvrılıp kendini dünyadan ve içindeki herkesten yalıtmak mı? İlaçlarını almayı unutmak mı? Ölmek için çok zamanın olacak, Murray. Ama yaşamak için sahip olduğun tek zaman bu. Bu hediyeyi bir kenara atma.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş