
Demirini bir kez toprağa değil de kalbine atan denizci, bir daha asla yelken açamaz. Onun denizi artık sadece anılarındadır."

Yukio Mişima'nın Denizi Yitiren Denizci romanı, dul bir kadın, on üç yaşındaki oğlu Noboru ve hayatlarına giren denizci Ryuji çevresinde gelişir. Noboru, denizle ve uzak seferlerle özdeşleştirdiği Ryuji'yi ilk tanışmalarında güçlü bir kahraman olarak görür. Denizcinin anlattığı yolculuklar, çocuğun gündelik hayatın ötesinde kurduğu görkemli ve tehlikeli dünyanın simgesine dönüşür.
Ryuji'nin Noboru'nun annesiyle yakınlaşması ve evliliğe yönelmesi, çocuğun hayranlığını sarsar. Noboru'ya göre gemisiyle bütünleşmiş bu adam, denizi ve seferleri bırakıp sıradan bir hayata razı olarak kendi büyüklüğüne ihanet etmiştir. Denizcilik bilgileri çocuğu tatmin etmez; onun beklediği şey, Ryuji'nin bir gün hikâyesini yarıda kesip yeniden denize dönmesi ve geride yalnızca mavi su damlaları bırakmasıdır. Bu beklenti, çocuğun denizciyi gerçek bir insandan çok kendi sert kahramanlık idealinin taşıyıcısı olarak gördüğünü açığa çıkarır.
Yaşıtlarıyla bir çete kuran Noboru, yetişkinlerin dünyasına karşı soğuk ve katı bir bakış geliştirir. Çetenin paylaştığı acımasız düşünceler, Ryuji'ye duyduğu hayal kırıklığını daha tehlikeli bir yöne iter. Ryuji'nin seçimi, çocuğun kahramanlık, saflık ve sıradanlık hakkındaki düşüncelerini şiddetli bir çatışmaya sürükler. Denizi Yitiren Denizci, şiirsel deniz imgelerini bastırılmış öfke ve soğukkanlı şiddetle birleştirerek idealize edilen bir kahramanın gözden düşüşünü anlatır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Demirini bir kez toprağa değil de kalbine atan denizci, bir daha asla yelken açamaz. Onun denizi artık sadece anılarındadır."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş