
“Zaman hiç işime yaramadan gelip geçiyor. Bense... Ayak uyduruyorum.”

Ekin S. Koch'un Deniz Kızı Ağladığında romanında Erin, serbest bıraktığı gücün ne kadar büyük olduğunun henüz farkında değildir. Cadılar da karşılarında duran tehdidin gerçek boyutunu kavrayamaz. Oysa tanrısal varlıkların korkusu, yaklaşan felaketin yalnızca akademiyi veya tek bir topluluğu etkilemeyeceğini gösterir. Daha önce atılan adımlar, farklı dünyaların geleceğini belirleyecek çok daha geniş bir çatışmanın kapısını açmıştır.
Mücadelenin merkezinde, aralarındaki savaşı başka tanrıları da kendi taraflarına çekerek büyüten iki Titaniçe bulunur. Bu çekişme güç dengelerini değiştirirken Erin ve çevresindekiler, kendi kararlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Göğün yarılması, tanrıların öfkesi ve insanlığın üzerine yağan yıkım imgeleri, karşılaşmanın destansı ölçüsünü belirler. Deniz kızının gözyaşı ise yaklaşan hesaplaşmanın hem işareti hem de şiirsel odağı hâline gelir.
Vhartlox Cadı Akademisi serisinin Hekate'nin Kızları'ndan sonraki halkası olan roman, önceki kitapta kurulan büyülü dünyayı daha büyük bir kozmik savaşa taşır. Cadılar, tanrılar ve Titaniçeler arasındaki gerilim, kişisel sorumluluk ile dünyaların kaderini aynı çizgide buluşturur. Böylece hikâye, Erin'in açığa çıkardığı gücü anlamaya çalışmasıyla başlayan süreci, geri dönüşü zor bir mücadeleye dönüştürür.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

“Zaman hiç işime yaramadan gelip geçiyor. Bense... Ayak uyduruyorum.”
“Zaman hiç işime yaramadan gelip geçiyor. Bense... Ayak uyduruyorum.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş