"Bazı deneyimler ve imalar vardır ki, insanı iyileşmesine izin vermeyecek denli derinden yaralarlar ve geriye sadece o ilk dehşeti çağrıştıran, artmış bir hassasiyet bırakırlar."

H. P. Lovecraft'ın Deliliğin Dağlarında anlatısı, jeolog William Dyer'ın yeni bir Antarktika seferini durdurmak için geçmişte yaşadıklarını açıklamasıyla başlar. Miskatonic Üniversitesi ekibinin bilimsel keşif amacıyla çıktığı yolculuk, buzların altında korunmuş olağan dışı kalıntılar ve haritalanmamış dağların ötesindeki devasa bir şehirle karşılaşınca yön değiştirir. Dyer'ın raporu, merakı beslerken yaklaşan tehlikeyi de önceden duyurur.
Anlatının korkusu yalnız yaratıklardan doğmaz. Jeoloji, biyoloji ve arkeoloji gibi bilimsel disiplinler, insanlık tarihinin merkezde olmadığı çok daha eski bir dünya düzenine açılır. Şehirdeki kabartmalar ve kalıntılar, Eski Varlıkların yükselişini ve çöküşünü parçalar hâlinde anlatırken keşif heyetinin gördükleri aklın alışılmış sınırlarını aşar.
Deliliğin Dağlarında, kutup keşif anlatısını kozmik korkuyla birleştirir. Ayrıntılı bilimsel dil, imkânsız görünen bulgulara belge havası verir; bilinmeyeni açıklama arzusu ise giderek insanı koruyan cehaletin kaybına dönüşür. Dyer'ın uyarısı, romanın temel gerilimini özetler: Bazı keşifler bilgi kazandırmaktan çok, insanın evrendeki yerini dayanılmaz biçimde küçültür. Metnin yava? kurulan atmosferi, deh?eti ani ?oktan ?ok biriken kan?tlar?n a??rl???yla b?y?t?r.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi
"Bazı deneyimler ve imalar vardır ki, insanı iyileşmesine izin vermeyecek denli derinden yaralarlar ve geriye sadece o ilk dehşeti çağrıştıran, artmış bir hassasiyet bırakırlar."

Bilinmeyenin dehşeti her yanımızı sardı. Yüce Eskiler uyanıyor…

uyutmadı
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş