
Dursun Akçam’ın Dağların Sultanı romanının merkezinde, Almanya’ya gelmek zorunda kalmış, okuma yazma bilmeyen Kürt Sito bulunur. Geçmişte dağlarda korku salan ve çatışmaların içinde yaşayan Sito, yeni ülkesinde tutunmak için oturma izni arayan göçmenlerle Alman kadınlar arasında anlaşmalı evlilikler düzenleyip komisyon kazanmaktadır. Bu kırılgan düzen, aşiretin büyüğü olan amcası Halo Mirza’dan gelecek mektubun haberiyle sarsılır. Memleketinde gözden düştüğünü bilen Sito, mektubun içeriğini beklerken giderek gerilir. Bekleyiş onu sevdiği kıza, dağlara, çatışmalara, hapis günlerine ve Almanya’ya uzanan dokuz yıllık serüvenine geri götürür. Dağların Sultanı, katı feodal yaşam biçimi ile modern Avrupa’nın gündelik düzenini Sito’nun kadınlarla ilişkileri ve hayatta kalma yolları üzerinden karşılaştırır. Almanya’daki yabancı düşmanlığı, işsizlik ve sınır dışı edilme korkusu, göçmenlerin biçimsel evliliklere yönelmesini kişisel bir tercihten daha geniş bir toplumsal soruna dönüştürür. Akçam, Sito’nun eski kudretiyle bugünkü aracılık rolü arasındaki çelişkiyi ironik ve trajikomik bir dille işler. Roman, gurur, aidiyet ve erkeklik kalıplarının göç koşullarında nasıl aşındığını gösterirken geçmişten gelen mektubu karakterin kimliğiyle hesaplaşmasının odak noktasına yerleştirir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş