
"Evleri insan yapıyor ya, yaptıkça kendi tükeniyor. Öyleyse kim yaşayacak bu evlerde?"

Andrey Platonov’un Çukur romanında Stalin dönemi Rusya’sındaki emekçiler, gelecekte herkesin birlikte yaşayacağı dev bir binanın temelini kazmakla görevlendirilir. İnşa edilmesi planlanan yapı, sosyalizmin ortak ve güzel geleceğini temsil eder; ancak işçiler toprağı derinleştirdikçe ideal ile gündelik gerçeklik arasındaki mesafe büyür. Temel çukuru ilerlemenin başlangıcı olmak yerine bitmeyen bir bekleyişin ve tükenen emeğin mekânına dönüşür. Platonov, propaganda dilini yanlış anlayan naif karakterler aracılığıyla resmî söylemin insan hayatında yarattığı tuhaflıkları açığa çıkarır. Absürt diyaloglar, büyük kavramların açlık, yorgunluk, yalnızlık ve ölüm karşısındaki kırılganlığını gösterir. Çukur, sosyalizmin soyut vaatleriyle bu vaatleri hayata geçirmeye çalışan insanların somut deneyimleri arasındaki uçurumu varoluşsal sorularla işler. Karakterler ortak gelecek adına çalışırken kendi yaşamlarının anlamını ve bu gelecekte gerçekten yerleri olup olmadığını sorgular. Platonov’un bilerek eğip büktüğü özgün dili, ideolojik kalıplarla insan düşüncesinin uyuşmadığı anları görünür hâle getirir. Romanın kara mizahı, sistemi dışarıdan anlatan doğrudan bir hicivden çok, sistemin sözlerinin içeriden çözülmesiyle oluşur. Temel kazısı boyunca büyüyen boşluk, kurulacağı söylenen dünyanın bedelini ve insanı unutan bir ütopyanın nasıl kendi karşıtına dönüşebileceğini simgeler.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"Evleri insan yapıyor ya, yaptıkça kendi tükeniyor. Öyleyse kim yaşayacak bu evlerde?"
“Ama ne durabiliyordu ne de mütefekkir bir bilince sahipti.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş