
Ben bir piyanist ya da aktör filan olsaydım ve bu sersemler de benim olağanüstü biri olduğumu düşünselerdi, bu durumdan nefret ederdim. Beni alkışlamalarını bile istemezdim. İnsanlar hep yanlış şeyleri alkışlıyorlar.

Okuldan uzaklaştırıldıktan sonra New York'ta birkaç gün geçiren Holden Caulfield'ı izleyen Jerome David Salinger'ın Çavdar Tarlasında Çocuklar romanı, ergenlik ile yetişkin dünyası arasındaki güvensiz bölgeyi anlatır. Holden yurda dönmeyi geciktirir; otellerde, barlarda ve sokaklarda karşılaştığı insanlarla bağ kurmaya çalışırken onların yapmacıklığına öfkelenir. Bu öfkenin altında kardeşi Allie'nin ölümünün açtığı yas ve küçük kız kardeşi Phoebe'yi koruma isteği vardır. Dağınık yolculuk, kaçış kadar bir temas arayışıdır.
Birinci kişi anlatımı Holden'ın alaycı diliyle kırılganlığını aynı cümlede taşır. Tekrarlar, abartılar ve ani konu değişimleri, onun güvenilmezliğini gizlemek yerine duygusal durumunun parçası yapar. Çocukları düşmekten koruyan biri olma hayali, masumiyetin sürdürülebilir olup olmadığı sorusunu toplar; roman bu arzuyu kolay bir kahramanlık olarak çözmez. Çavdar Tarlasında Çocuklar, yabancılaşmayı bir gençlik pozu olmaktan çıkarıp yas, yakınlık korkusu ve büyümenin kaçınılmazlığıyla ilişkilendirir; etkisini de Holden'ın sert sesindeki korunma ihtiyacından alır. New York'un geçici karşılaşmaları, Holden'ın insanlara yaklaşma isteğiyle onlardan hemen uzaklaşma eğilimini aynı anda açık biçimde açığa çıkarır.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

Ben bir piyanist ya da aktör filan olsaydım ve bu sersemler de benim olağanüstü biri olduğumu düşünselerdi, bu durumdan nefret ederdim. Beni alkışlamalarını bile istemezdim. İnsanlar hep yanlış şeyleri alkışlıyorlar.

Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.

Hayat, kurallara göre oynanması gereken bir oyundur.

Bir şeyi çok iyi yapıyorsanız, bir süre sonra, dikkatli olmazsanız gösteriş yapmaya başlıyorsunuz. Ve sonunda da iyi olmaktan çıkıyor yaptığınız.

Ne yaparlarsa yapsınlar da, beni lanet bir mezara tıkmasınlar. Pazar günleri millet gelip karnınızın üstüne bir sürü çiçek filan koyacak, daha bir sürü zırvalık. Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın? Yani...

“Sahte olan her şey yorucudur..”

🥀

tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere durmadan "tanıştığıma memnun oldum" demek beni öldürüyor. ama hayatta kalmak istiyorsanız ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız
“Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
“Ne yaparlarsa yapsınlar da, beni lanet bir mezara tıkmasınlar. Pazar günleri millet gelip karnınızın üstüne bir sürü çiçek filan koyacak, daha bir sürü zırvalık. Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın? Yani...”
“Ben bir piyanist ya da aktör filan olsaydım ve bu sersemler de benim olağanüstü biri olduğumu düşünselerdi, bu durumdan nefret ederdim. Beni alkışlamalarını bile istemezdim. İnsanlar hep yanlış şeyleri alkışlıyorlar.”
“Hayatta karşılaşabileceğiniz en felaket yalancı benimdir herhalde. Rezalet bir şey. Yani, bir dergi almak için gazeteciye gidiyorken bile, biri bana rastlayıp nereye gittiğimi sorsa, gözümü kırpmadan operaya gittiğimi…”
“canı istemedi mi,ona hiçbir şey yaptıramazsınız”
“oldukça cahilimdir ama epeyce okurum”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş