
"dünyada çok sayıda ahmak olsa da onlara karşı koyarak kendinizi mahvetmeniz için bir neden göremiyoruz. onlara hiçbir şey öğretemezsiniz, biliyorsunuz."

Canavar, Stephen Crane'in hayalî Whilomville kasabasında geçen, 1898 tarihli uzun öyküsüdür. Saygın bir doktorun evinde çalışan siyah Henry Johnson, gece çıkan yangında alevlerin içine girerek evin küçük çocuğunu kurtarır. Bu cesur davranışın bedeli ağırdır: Yüzü tanınmaz hâle gelir, beyni zarar görür ve zihinsel engelle yaşamaya başlar.
Kasaba halkı Henry'nin fedakârlığını kısa sürede unutur. Görünüşü ve davranışları değişen adam, korunması gereken bir insan yerine uzak durulacak bir “canavar” olarak görülür. Crane böylece başlıktaki suçlamayı tersine çevirir. Asıl korkutucu olan Henry'nin yaraları mı, yoksa onu insanlıktan çıkaran toplumsal tepki midir? Bu dışlama, kasabanın önyargılarını açık bir ahlak sınavına dönüştürür. Doktorun sorumluluğu da kişisel vicdan ile çevrenin baskısı arasında sınanır.
Öykü, siyahların yasal haklar kazanmaya başladığı fakat gündelik hayatta ırkçılığın sürdüğü on dokuzuncu yüzyıl sonu Amerika'sında yazılmıştır. Henry'nin deneyimi, hukuki ilerlemenin yerleşmiş önyargıları kendiliğinden ortadan kaldırmadığını gösterir. Canavar, sonucunu ele vermeden kahramanlık, bedensel farklılık, ırkçılık ve topluluk ahlakını yoğun bir kasaba anlatısında karşı karşıya getirir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"dünyada çok sayıda ahmak olsa da onlara karşı koyarak kendinizi mahvetmeniz için bir neden göremiyoruz. onlara hiçbir şey öğretemezsiniz, biliyorsunuz."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş