
Ne demiş Nazım Hikmet Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun ?

Nâzım Hikmet'in Bütün Şiirleri kitabı, YKY Delta dizisinde şairin sekiz şiir kitabını tek ciltte bir araya getiren geniş kapsamlı bir koleksiyondur. Erken dönem kitaplarından Kuvayi Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları'na, yeni ve son şiirlere uzanan bu editoryal bütün, tek bir dönem ya da seçme şiirler kitabıyla sınırlı değildir. Farklı kitapların yan yana gelmesi, Nâzım Hikmet'in şiirsel gelişimini tarihsel evreler, biçim denemeleri ve değişen anlatıcı sesleri boyunca izlemeyi mümkün kılar. Cilt, bağımsız eserlerin kimliğini korurken aralarındaki sürekliliği de görünür hale getirir.
Toplu yapı içinde serbest ölçünün ritmi, konuşma dilinin canlılığı, anlatı şiiri ve lirik yoğunluk birbirini tamamlar. Aşk, memleket, savaş, hapislik, emek, umut ve toplumsal adalet gibi başlıklar farklı kitaplarda yeni sesler ve biçimler kazanır. Uzun anlatı şiirleriyle kısa lirik parçaların aynı ciltte bulunması, şairin bireysel deneyim ile kolektif tarihi nasıl farklı ölçeklerde işlediğini gösterir. Koleksiyonun değeri “eksiksiz” olma yönündeki yayıncı iddiasını tekrarlamaktan çok, ayrı kitapların yan yana geldiğinde kurduğu tarihsel ve estetik süreklilikte belirir. Uzun alıntılara yaslanmadan bakıldığında bu cilt, bireysel duygu ile kamusal deneyimi aynı şiir evreninde buluşturan kapsamlı bir edebiyat haritası sunar.
Bookspace topluluğundan 23 gönderi

Ne demiş Nazım Hikmet Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun ?

“…Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim.... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim...” Nazım Hikmet Ran

Denize karşı bir bankta, Omzuna başımı yaslayıp, Sesinden şiirler dinlemek gibi Çocukça isteklerim oldu. Bağışla...

Dün seni sevdim Bugün de seveceğim Öbür gün borçum olsun Yaşarsam söz yine seni seveceğim

Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün.. Ne ben sana kızarım, ne de zatın zahmet edip bana küssün.. Artık seninle biz, düşman bile değiliz...

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum...

Evet, vatan hainiyim, siz vatanseveryseniz, siz yurtseverseniz, vatan, çiftliklerinizse, kasalarınızın içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında açlıktan ölmekse, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yaz günü, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmihalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim.

Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisin

fakat artık umit yetmiyor bana ben artık sarkı dinlemek degil sarkı soylemek istiyorum

“Bulut mu olsam Gemi mi yoksa? Balık mı olsam Yosun mu yoksa? Ne o, ne o, ne o, ne o Deniz olunmalı Bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla” 💐Yeryüzü şairinin adına, anısına, şiirlerine saygıyla. #NazımHikmet

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı. Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : — çürüyen diş, dökülen et —, bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler. Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet... NAZIM HİKMET

BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. İhtiyarlıkta aklına insanın, tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, efendiler, siz de ihtiyarsınız. Bulutlar adam öldürmesin. Nazın Hikmet

Bir Ayrılış Hikayesi Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz...

Yitirdim kendimi kendi içimde...

BU VATANA NASIL KIYDILAR İnsan olan vatanını satar mı? Suyun içip ekmeğini yediniz. Dünyada vatandan aziz şey var mı? Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Onu didik didik didiklediler, saçlarından tutup sürüklediler. götürüp kâfire : «Buyur...» dediler. Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Eli kolu zincirlere vurulmuş, vatan çırılçıplak yere serilmiş. Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş. Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Günü gelir çarh düzüne çevrilir, günü gelir hesabınız görülür. Günü gelir sualiniz sorulur : Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Nazım Hikmet

Gelememeyi sen anlat, Gidememeyi ben anlatayım, Gözüm değil gönlüm kaldı. Beklemek değil özlemek yordu. Hani derler ya; Aşk arafta bir yoldu, Giden gitti dönen yoktu.
Ve sular parmaklarından dökülüp tekrar göle dönerken dedi kendi kendine: «— O âteş ki kalbimin içindedir tutuşmuştur günden güne artıyor. Dövülmüş demir olsa dayanmaz buna eriyecek yüreğim... Ben gayrı zuhur ve huruç edeceğim! Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz. Ve kuvveti ilmi, sırrı tevhidi gerçeklendirip biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını iptâl edeceğiz...» Baktı dimdik dosdoğru. Baktı O. En yumuşak, en sert en tutumlu, en cömert, en seven, en büyük, en güzel kadın : TOPRAK nerdeyse doğuracak doğuracaktı. Baktı. Bedreddin yiğitleri kayalardan ufka baktılar. Gitgide yaklaşıyordu bu toprağın sonu fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla. Oysaki onlar bu toprağı, bu kayalardan bakanlar, onu, üzümü, inciri, narı, tüyleri baldan sa

sev bakalım! Mademki kafanda yıldızlı bir gece var, benden izin sana sev, sevebildiğin kadar...

Geri gelmesi mümkün olmayan, hatırlanmamalı.

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum...

Çıkar boynundan at o ipi çocuk! Salıncaklar mı yok sana? Kalk hadi o soğuk betondan, Yatacak başka yer mi yok sana? En sevdiklerimi verdim ölüme de; Ben bu yaşımda gitmenin böylesini görmedim. Kırılan bir boyun gibi orta yerinden kırıldığını ömrün… Görmedim Ademoğlunun dalından koparılır gibi koparıldığını… …ve böylelikle umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden. Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur bizden aldıkları umut! Dünya adaletsiz çocuk! Dünya zorba. Elbet eşitleneceğiz o gün kıyamda. Bu kekeme, toz ve duman sözlerimi iyi belle, Bahara kalmaz, gelirim yanına Nazım Hikmet RAN

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine,bu vatan bizim."

Sevgilim yalan yazarsam sana Kurusun ve mahrum kalsın elim Okşayabilmek saadetinden seni Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar Ve göremesinler seni bir daha
“İnsan Ya hayrandır sana ya düşman Ya hiç yokmuş gibi unutulursun Ya da bir dakka bile çıkmazsın akıldan Nazım Hikmet”
“Dün seni sevdim Bugün de seveceğim Öbür gün borçum olsun Yaşarsam söz yine seni seveceğim”
“... fakat devâm ediyor bizimkisi, sevmek, düşünmek ve anlamakta devâm ediyor kafam, dövüşemeyişimin affetmeyen öfkesi devâm ediyor. ve sabahtan beri karaciğer sancımakta berdevam. Nâzım Hikmet”
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine...”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş