
"Beden ruhun tabutudur ve insan, dünyaya gelmekle zaten ölmeye başlamış olur."

Philip K. Dick'in Bir Palavracının İtirafları romanı, 23 Nisan 1959'da dünyanın sona ereceğine dair işaretlerin konuşulduğu bir dönemde geçer. Fay ve Charlie Hume, iki kızlarıyla birlikte Kuzey California'daki Marin County'nin ücra bir köşesinde yaşar. Koyunlar, köpek, ördekler ve atlarla çevrili evleri dışarıdan bakıldığında huzurlu bir kır hayatı görüntüsü verir.
Bu görünüşün altında Hume ailesinin ilişkileri zina, öfke, fantezi ve gündelik çekişmelerle parçalanmaktadır. Dünyanın sonu ihtimali bile onları kendi karmaşalarından uzaklaştırmaz. Fay'in sıra dışı düşünceleri nedeniyle çevresinde yarı deli sayılan ağabeyi Jack Isidore'un eve katılması, aile içindeki dengeleri daha görünür hâle getirir. Jack'in bakışı, normal kabul edilen davranışların ne kadar yıkıcı olabileceğini açığa çıkarır.
Anlatı, 1950'ler California'sındaki banliyö ve taşra hayatını kara mizahla inceler. Delilik ile normallik arasındaki sınır, karakterlerin birbirlerine verdikleri zarar ve gerçekliği yorumlama biçimleri üzerinden sürekli yer değiştirir. Kara mizah, yaklaşan kıyamet düşüncesini aile içi çözülme, yalnızlık ve kendini kandırmayla yan yana getirerek gündelik hayatın tuhaf ve rahatsız edici bir portresini çizer.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"Beden ruhun tabutudur ve insan, dünyaya gelmekle zaten ölmeye başlamış olur."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş