
Pis bir hikaye duyduğunda kulaklarını yıka. Çirkin şeyler gördüğünde gözlerini yıka. Kötü düşünceler geldiğinde aklını yıka. Ama ayaklarını çamurlu bırak.

Özcan Yüksek'in Bir Kahraman Gibi Yaşa kitabında insan, yaptığı ve yapmadığı şeylerle dünyada sonuç yaratan bir kişi olarak ele alınır. Kahramanlık burada olağanüstü güçlerden çok insanın kendi etkisini fark etmesiyle başlar. Yaşadığı dünyayı küçültmemek, yolu kısaltma ve hızlanma arzusunun insanı kendinden uzaklaştırabileceğini görmek bu farkındalığın parçalarıdır.
Yüksek, eski Romalıların “yavaşça acele et” sözünü yaşamın ritmine ilişkin bir öneriye dönüştürür. Olması gereken yavaşlık ile gerekli hız arasında, âşık olmaya benzeyen dikkatli bir denge arar. Soru sormak da kahramanın temel eylemidir. Konuşmayı yeni öğrenen bir çocuk gibi “Neden?” demek, yerleşik gücü sarsar, duvarları yıkar ve kişinin önünü açar.
Yazarın masal düşünürü, gezgin, kültür kâşifi, macera gazetecisi ve fotoğrafçı olarak çeyrek yüzyılı aşan yolculukları bu düşünceye zemin sağlar. Kutuplar, insan eli değmemiş ormanlar ve eşitlikçi toplumlara yaptığı geziler, insanı anlamaya dönük arayışın duraklarıdır. Masalların kadim doğası üzerine çalışmalarıyla yol deneyimini birleştiren eser, “kahramanın sonsuz yolculuğu” fikrini gündelik hayata taşır ve her insanın kendi yaşamında sorumluluk alan bir kahramana dönüşebileceğini hatırlatır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Pis bir hikaye duyduğunda kulaklarını yıka. Çirkin şeyler gördüğünde gözlerini yıka. Kötü düşünceler geldiğinde aklını yıka. Ama ayaklarını çamurlu bırak.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş