
Bozkırın ortasındaki bir kasaba avlusu, Yalvaç Ural'ın Bir Gök Dolusu Güvercin'inde koca bir dünyaya dönüşür. Mehmet'in dileği yalın ama büyüktür: Avluları bahçe olsun, gökleri güvercinle dolsun, toprakları en güzel çiçekleri büyütsün. Bu dilek, babasıyla kurduğu sıcak sohbetten taşıp kitabın bütününe yayılır.
Yazarın Karapınar anılarından beslenen anlatı, Ayşe ile Mehmet'in küçücük dünyasının güvercinlerle nasıl genişlediğini izler. Paçalısı, karalısı, alacalısıyla çatıya konan her kuş, çocukların gözünde yeni bir renk, yeni bir oyun demektir. Anadolu kasabasının gündelik hayatından süzülen gerçek kesitler, kuş beslemenin sabrını, paylaşmanın sevincini ve emeğin karşılığını çocuk bakışının içtenliğiyle anlatır; avlunun bir cennet bahçesine dönüşmesi bu emeğin görünen yüzüdür. Kuşların bakımı, yemin bölüşülmesi ve çatı üstündeki sabırlı bekleyişler, kasaba çocukluğunun gündelik ritmini sayfalara taşır.
Ural, kendi çocukluğunu, arkadaşlarını ve oyunlarını bugünün çocuklarına taşırken nostaljiye saplanmaz; doğayla kurulan bağın her kuşakta yeniden kurulabileceğini gösterir. Kısa soluklu, resim gibi sahnelerle ilerleyen kitap, okul çağındaki okurlar için sevgi ve doğa temalı sıcacık bir okuma sunar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş