
Nurettin Topçu, Bergson'da on dokuzuncu yüzyılın düşünsel krizine karşı sezgiyi yeniden değerli kılan bir felsefeyi inceler. Pozitivizmin ve relativist sistemlerin mutlak hakikate ulaşma umudunu zayıflattığı bir ortamda Henri Bergson'un yöntemi, insan deneyimini yalnız ölçülebilir olgularla sınırlamayan farklı bir yol açar. Sezgi, hayatı dışarıdan sınıflandırmak yerine onun akışını içeriden kavramaya çalışan temel yaklaşım olarak belirir.
Topçu, Bergsonculuğun kısa sürede farklı ülkelerde ilgi görmesini bu umut ve iman boyutuyla ilişkilendirir. Felsefenin etkisini yalnız akademik bir yöntem tartışmasında aramaz; insanın mutlak olana yönelme ihtiyacıyla birlikte değerlendirir. Bergson'un hayatının son dönemindeki mistisizm çözümlemeleri de düşüncenin dinî ve ahlaki ufkunu genişleten bir aşama sayılır. Varoluşçuluk yükselmiş olsa bile Bergsonculuğun ilham alanının bütünüyle kapanmadığı savunulur.
Çalışma, Bergson felsefesine tarafsız bir ders kitabı mesafesinden değil, onda çağın umutsuzluğuna karşı imkân gören bir Türk düşünürünün bakışından yaklaşır. Bu nedenle eser hem Bergson'un sezgi ve mistisizm anlayışına giriş hem de Topçu'nun hakikat, iman ve insanlık tasavvurunu anlamak için kullanılabilecek yoğun bir yorum niteliğindedir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş