Bereketli Topraklar Üzerinde
EdebiyatKurgu

Bereketli Topraklar Üzerinde

Orhan Kemal

Yayıncı
Everest
Sayfa
383
Dil
Türkçe
Yayın yılı
1989

Özet

Çukurova'ya iş bulma umuduyla gelen üç köylüyü izleyen Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde romanı, İflahsızın Yusuf, Pehlivan Ali ve Köse Hasan'ın şehir ve emek düzeniyle karşılaşmasını anlatır. Fabrikadan inşaata, tarladan ırgat pazarına uzanan çalışma alanları, daha iyi bir hayat arzusunu güvencesizlik ve sömürüyle yan yana getirir. Üç arkadaşın dayanışması yeni koşullar altında sınanırken her biri hayatta kalmak için farklı bir yol seçer. Roman, karakterlerin sonlarını açmadan kırsaldan kente göçün beden, dostluk ve umut üzerindeki baskısını ortaya koyar.

Orhan Kemal'in yalın ve hareketli anlatımı, emeği soyut bir toplumsal sorun olmaktan çıkarıp gündelik pazarlıklar, yorgunluk ve küçük dirençler içinde somutlaştırır. Çukurova'nın bereketi ile işçilerin payına düşen yoksunluk arasındaki karşıtlık, başlığın ironik gücünü besler. Yusuf, Ali ve Hasan'ın deneyimleri aynı düzende farklı kırılganlıkların nasıl üretildiğini gösterirken anlatı, insanların onurunu mağduriyetle sınırlamaz. Fabrika ve tarla arasındaki geçiş, sömürünün farklı biçimlerini aynı emek zincirinde buluşturur. Bu toplumsal panorama, göç ve çalışma hayatını dostluk, dayanma gücü ve dönüşüm sorularıyla birlikte ele alır.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 16 gönderi

Deniz@drdenizm· 8ay🇹🇷

“Olma kula kul; öpme el ayak, kirlenmesin ağzın. Ya ver canını insan için, ya da etme kalabalık dünyamıza!” Orhan Kemal

10
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

“İnsan hayatı,başkalarının yaptığı hataların ağırlığını yüklenemeyecek kadar kısaydı.”

9
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

SON… İçeriye girdiklerinde, duvarda efendilerinin harika bir portresinin asılı olduğunu gördüler, onu en son gördükleri haliyleydi, mükemmel gençliğinin ve güzelliğinin bütün büyüleyiciliğiyle. Yerde bir ölü yatıyordu, gece kıyafetiyleydi, kalbine bir bıçak saplanmıştı. Yüzü solgun, kırışık ve tiksindiriciydi. Oradakiler, ancak ölünün ellerindeki yüzükleri inceleyince onun kim olduğunu anladılar.

8
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

Beni, yandığım ateşe hayran hayran bakarken görmüşler. “Bunu gece günlüğüme yazacağım.” "Neyi?" "Ateşten yananın ateşe doymadığını."

8
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

-Diğer insanlar hakkındaki skandalları severim ama kendimle ilgili skandallar beni ilgilendirmez yeni bir yanı yok ki çekici olsun. -Seni ilgilendirmeli Dorian, isminin saygınlığını korumak her beyfendiyi ilgilendirir. İnsanların senden alçak, aşağılık birşeymiş gibi bahsetmelerini istemezsin. Elbette senin bu hayatta bir mevkîn var, servetin var, varoğlu var… ama mevkî ve servet herşey demek değildir…

8
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

Çirkinler ve aptallar bu dünyada her şeyin en güzeline sahiptirler. Kafaları son derece rahat, ağızları bir karış açık öylece oturup oyunu izleyebilirler. Zafer nedir bilmezler belki ama en azından, yenilgiyi de tatmazlar. Hiç istiflerini bozmadan, kayıtsız, gürültüsüz patırtısız yaşayıp giderler; tıpkı hepimizin yaşaması gerektiği gibi. Ne başka­larını felakete sürüklerler, ne de yaban ellerde heder olurlar.

8
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

Ahlâklı kitap yada Ahlâksız kitap diye birşey yoktur. İyi yazılmış kitap ve iyi yazılmamış kitap vardır. 1890 da dergiye verilen asıl metin ve 1891 de Oscar Wilde’ın sansürlemek zorunda kaldığı metnin her ikisinin 2011 yılında yayınlanan baskısı.

8
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

-Senin beni unutma ihtimalin, benim seni unutma ihtimalimden daha yülsek. -Ne demek istiyorsun ? -Hayatında yeni biri varmış… -Düşünese bugün tiyatroya gelecek bende Juliet’i oynuyorum. Aşıksın ve Juliet’i oynuyorsun, seyircileri ürkütmekten korkuyorum. Ya ürkütürüm yada büyülerim…

7
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

Bugünlerde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar da hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorlar..

7
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

İnsan âşık olduğunda işe önce kendini kandırmakla başlar, sonra da başkalarını kandırır. Romantizm denilen şey tam da böyle bir şeydir.

6
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

-Bu Amerika’lı kadınlar neden orada kalmıyorlar, lafa gelince ülkelerinin kadınlar için bir cennet olduğundan bahsedip duruyorlar. -Evet cennet olarak görüyorlar ve tam da bunun için kaçıyorlar (Adem ile Havva) gibi günah onları İngiltere’ye getiriyor günah işleme tutkusu Dorian Gray’de tüm kadın ve erkekleri baştan çıkaracak bir güzelliğe sahip genç bir oğlan ve ben onunla ilgili herşeyi öğrenmek istiyorum… Lord Henry.

6
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

“Ah, Harry!” diye bağırdı delikanlı, kahkahalarla gülerek. “Harry günlerini inanılmaz şeyler söyleyerek, akşamlarını da umulmadık şeyler yaparak geçiriyor. Tam benim sürdürmek istediğim hayat. Yine de bir sıkıntım olduğunda Harry’ye gideceğimi sanmıyorum. Sana gitmeyi yeğlerim, Basil.” “Yine poz verir misin bana?” “Mümkün değil.” “Beni reddederken sanat hayatımı mahvediyorsun, Dorian. Hiç kimsenin karşısına iki kez ideal örnek çıkmaz. Bir kez bile karşılaşanların sayısı azdır.”

5
SERDAR@sserenad· 6ay🇹🇷

1890 yılında yayınlanan SANSÜRSÜZ baskısı Başlayalım…

5
Temuçin@temucin· 9ay🇹🇷

Olma kula kul, öpme el ayak, kirlenmesin ağzın. Ya ver canını insan için ya da etme kalabalık dünyamıza.

5
Bookspace· 8ay🇹🇷

Düşes,"Ya sanata ne diyorsun?" diye sordu. "Bir illettir." "Aşk?" "Yanılsama." "Din?" "İnancın yerini tutan günün modası." "Sen kuşkucusun." "Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcıdır." "Ya nesin sen öyleyse?" "Tanımlamak kısıtlamaktır." "Bir ipucu ver bana." "Ip dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin."

4
Efe Can Özbay@efebeyy· 5ay🇹🇷

Ya ver canını insan için, ya etme kalabalık dünyamıza.

4

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir